<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="0.92" xml:base="http://www.guncem.com">
<channel>
 <title>guncem.com | Günlüğünüzü Online Tutun!</title>
 <link>http://www.guncem.com</link>
 <description>guncemkom | The Turkish online diary community  </description>
 <language>tr</language>
<item>
<title>soul4mate: Terinin yeni ci...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766313</link>
<description>Terinin yeni cilalanmış izlenimi verdiği sırtında, tüm Dünya'da barışı simgeleyen daireden oluşan bir simge vardı.&lt;br /&gt;
Hani şu okyanuslarda kaçak avlanan balıkçı gemilerini protesto eden, renkli eylemcilerin olduğu organizasyon.&lt;br /&gt;
Fokları koruyorlardı, haklılardı.&lt;br /&gt;
Balinalar da vardı evet.&lt;br /&gt;
Peki ya insanlar?&lt;br /&gt;
Onları kim koruyacaktı?&lt;br /&gt;
Düşünmüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalnızca dövüşüyordu.&lt;br /&gt;
On binlerce yıldır, atalarının en iyi yaptığı işi yapıyordu.&lt;br /&gt;
Beyaz teninin tam zıt renginde olan simsiyah eldivenleri parmak uçlarını örtmüyordu.&lt;br /&gt;
Kızaran hatta pembeleşen parmak uçları.&lt;br /&gt;
Diğer insanlarda çok az olan kesik ve yırtık izleri, maneviyatını simgeleyen birer işaretmişçesine sarıyordu kabuğunu.&lt;br /&gt;
Onu öldürmek isteyen tırnaklar, köpek balığı dişinden farksız izler bırakıyordu bedeninde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biliyordu.&lt;br /&gt;
Rakibinin ya da daha doğru bir deyişle onu öldürmek isteyen katilin zayıf noktalarını.&lt;br /&gt;
Çünkü uzmanlaştığı dövüş sanatı bunun gerekliliklerini öğretiyordu insana.&lt;br /&gt;
Evet evet, dövüşmek sanattı.&lt;br /&gt;
Birini öldürmekse sanatta zirveye ulaşmak.&lt;br /&gt;
Bu kadar basitti her şey.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz de öğrenmiyor muyduk her şeyi zamanla?&lt;br /&gt;
Hayır.&lt;br /&gt;
İnsan, sürekli kendini tekrar eden bir türlü zihnini geliştiremeyen yegane canlıydı yeryüzünde.&lt;br /&gt;
Binlerce yıldır, nice zorlukla ördüğü çürük ahlak duvarını, tek bir saniyede yerle bir edecek kadar da kördü üstelik.&lt;br /&gt;
Ey insanlık,&lt;br /&gt;
O kadar güzel ölüyordun ki yaşatmaya kıyamadık...</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 20:39:26 +0300</pubDate></item><item>
<title>superisi: nev'in albümünü...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766312</link>
<description>nev'in albümünü dinliyorum. hoşuma da gidiyor. yaşlı ve yalnız ve bitik tipler, benim gibi hıyarlar yani, hehe, bir zaman sonra tüm o rafine zevklerinden, apolet misali seçkinlikliklerinin göstergesi olarak taşıdıkları kültürel incik boncuklarından yorulup, belki sıkılıp, belki başka bir şey, popa dönüyorlar, halklarıyla geç kalmış bir buluşma telaşına kapılıyorlar ya işte asıl hazin hikaye odur. yoksa inadım inat kıçım kırk kanat deyip günde üç öğün makarna yediği halde thomas mann'dan başkasını tanımayan tipler bir şekilde kuyruğu dik tutmayı başarıyor. ama böyle ufaktan ufaktan su koyveren liboşlar, onlara çok üzülüyorum. belki kendime yakın gördüğümden. &amp;quot;hani uzlaşmam diyordun, ne oldu?&amp;quot; diye çemkiriyor, alay ediyor bob dylan ilk tiplerle, aman neyse işte. içi kof kahramanlık da bohemlikten ziyade budalalalık tabi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
her neyse. akşam işten çıkınca buradaki öğrenci kafelerinden birine oturup bir şeyler yedim. garsonlardan biri gelip &amp;quot;siz hoca mısınız burada?&amp;quot; diye sordu. olmadığımı söyledim. geçen gün de üst kattaki makine mühendisliği öğrencisi çocuklarla tanıştım. onlar da bana ne zaman karşılaşsak hocam diye hitap ediyor. az önce yine karşılaştık. nasıl asık yüzlü ve bitik ve hoca gibi görünüyorsam artık tutturdular bize çıkalım, yemek yiyelim diye. çaya geleyim birazdan dedim. şimdi o birazdan oldu. ama az daha zaman geçsin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yıllar evvel, henüz galata kulesinin altı turistik tesislerle dolmamışken, oradaki kafe de kahve iken, esnaflar iskambil oynar ve ara sıra zeki demirkubuz, nuri bilge ceylan bir masaya oturup sessizce bir şeyler konuşurken, bir akşam, çardağın altındaki masalardan birinde aslı erdoğan'ı gördüm. o tuhaf, maskemsi çirkinliğiyle oturuyordu. tek başına. uzak bir ülkede uzun zaman yaşadıktan sonra çaresizce geri dönmüştü aramıza. belki orada onu beyaz bir kadın olarak sevenler olmuştu, çirkin değildi orada, bunları düşünüyordu, belki başka şeyler. tek başına, kemikli vücudu bir tahta sandalye üzerine yığılmış, omuzları masaya eğilmiş, iri eklemli parmaklarının ucunda bir çay bardağıyla, akşam çökerken, asmaların altında, kule dibinde. böyle bölük pörçük oturuyordu. ne acımıştım ona bakarken. şimdi de üst kattaki çocuklar beni ısrarla çaya çağırıyor. heh. nev dinliyorum. sulandırılmış arabesk. rafine zevklerim boynumu kesiyor. çiftleşmekten hatta çiftleşme eyleminin kendisinden çok peşrevlerinden ibaret bir düşünsel dünyanın perisiyim. bak işte. bu yola çıkarken ne hedefliyordum acaba? bilgelikle harmanlanmış bir derbederlik. pis moruk bukowski ile dostonun bir karışımı. neyse. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bugün bir mail attım. adamın birine. bu da bir şeydir. bunun dışında bugün yeni plakalarımı çıkarttım. zahmetli bir işti. </description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 20:37:20 +0300</pubDate></item><item>
<title>bonito: i hate the way ...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766311</link>
<description>&lt;i&gt;&lt;font color='#44cc44'&gt;i hate the way you talk to me, and the way you cut your hair&lt;br /&gt;
i hate the way you drive my car, i hate it when you stare&lt;br /&gt;
i hate your big dumb combat boots, and the way you read my mind&lt;br /&gt;
i hate you so much it makes me sick, it even makes me rhyme&lt;br /&gt;
i hate it, i hate the way you are always right, i hate it when you lie &lt;br /&gt;
i hate it when you make me laugh, even worse when you make me cry&lt;br /&gt;
i hate it when you are not around, and the fact that you didn't call&lt;br /&gt;
and mostly i hate the way i don't hate you&lt;br /&gt;
not even close, not even a little bit, not even at all.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b style='color:#000000'&gt;I hate everything about you(!)(?)&lt;br /&gt;
:-(&lt;/b&gt;&lt;font color='#000000'&gt;&lt;/font&gt;</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 20:22:21 +0300</pubDate></item><item>
<title>f4stjack: Naber güncem? G...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766308</link>
<description>Naber güncem? Güneş rakı burcuna girdiği halde hala görüyorum ki ayık ayık takılmaktasın. Oysa biz burada bir kenarda bir bardak su, diğer tarafta bir bardak rakı, ortada mezeler başımızda bir büyük (70lik) oturmaktayız. Tayız derken tayım yani. İnsan antisosyal, sevimsiz, kendi fildişi kulesinde Foucault Foucault takılırsa böyle oluyor işte. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Velhasıl kelam kırklareline gittik, her ne kadar bilet alırken &amp;quot;lan acaba kırıkkale mi dedik&amp;quot; paranoyasına düşsek de. İstanbul seyahat ile gidilmeyeceğine kani olduk bu arada, kadıköyden esenler'e iki adet servis aktarması artı yarım saat bekleme ile kırklareline gidiş süresini bekleyerek geçirdik. Sonrası eğlenceliydi gerçi, çocuk çoluk bırbırbır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırklareli üniversitesi güzel bir üniversite, çok hoş bir yerde. Merkezden taksiye atlıyorsunuz 36 lirayı toka ediyorsunuz Taksi ağbiye ve tada! Kırsalın kırsalı bir yerde huzur içinde felsefe yapabileceğiniz bir üniversite. Daha sonra bedavaya gidip gelen dolmuşların olduğunu öğrenip kahrolmak da üstüne dev mega hizmet. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınav da eğlenceliydi, en son 6 yıl önce açtığım kitaplardan (Platon, Aristoteles ve Descartes'tan) soru gelmesi ters köşeye yatırırımsı gibi yaptı ama bakalım, yazdık verdik aslanlar gibi. Soruyla da kavga etmek gibi bir ritüelim vardır onu da yaptım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dönüşte ulusoy tercih ederek doğru kararı verdik sanıyordum ama esenler'den servis bulamayıp metroya atlayınca... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
neyse... Hadi hepimize afiyet olsun...</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 18:52:22 +0300</pubDate></item><item>
<title>shakespeare: bir kitapta kel...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766307</link>
<description>bir kitapta kelimeler sihirdir büyüdür diye yazıyordu,&lt;br /&gt;
ismini de unuttum &lt;br /&gt;
belki de oyle yazmıyordur&lt;br /&gt;
ama bir kelime biliyorum gerçekten sihirli olabilir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;boşver&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
stajyer bayan memuru alıp bir yere götureceğim&lt;br /&gt;
diğer bayan memur arabasının anahtarını veriyor&lt;br /&gt;
iyi kullanıyor musun diyor&lt;br /&gt;
97 den beri kullanıyorum diyorum&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ooooo diyor&lt;br /&gt;
sonra hanımefendi memuru alıp gidiyoruz&lt;br /&gt;
bir kere ankara istanbul otobanında raba kullandığını ama fazla tecrubesi olmadığını soyluyor istersen sana vereyim sür arababayı diyorum yok kabul etmiyor trakte kullanmak zor geliyor muş ben de bayanların tek problemi park etmek diyorum  .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ve diğerlerini  es geciyorum&lt;br /&gt;
neyse kargosunun geldiği yere götürüyorum&lt;br /&gt;
geri geldiğimizde arabayı nasıl aldıysem o şekilde birebir park ediyorum tek hamlede :D&lt;br /&gt;
çok guzel park ediyorsun diyor memure hanım. &lt;br /&gt;
teşekkurediyorum&lt;br /&gt;
&amp;quot;e&amp;quot; leri açık soyluyor benim gibi&lt;br /&gt;
nerelisin diye sormadan edemiyorum&lt;br /&gt;
ama bizim oralı değil kemik yapısından belli&lt;br /&gt;
nereli oldugu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gun akşam oluyor eve donuyorum&lt;br /&gt;
burn içmenin sayesinde bugun eve donerken arabanın surucu koltugunda uyumadım&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
hayret bişi ya bugun yemek yediğim fabrikadaki aşçı bana sen emeklimisin diye sordu&lt;br /&gt;
arkadaşım da moralin bozuldu dimi dedi ben de 40 yaşındaki aşçıya sen elli yaşındamısın diye sordum adam çok rahat yok ben yetmişim dedi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
neymiş efendim&lt;br /&gt;
boşver gitsin .........&lt;br /&gt;
nereye giderse artık&lt;br /&gt;
bugun ne çok gezdim be gunce bir bilebilsen bunu&lt;br /&gt;
.................&lt;br /&gt;
.&lt;br /&gt;
sevgi dolu kalbimde boşver kelimesini yerleştiriyorum &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
anlamadım ama boyle yani</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 18:38:32 +0300</pubDate></item><item>
<title>Death_of_lovE: of günce bu sen...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766305</link>
<description>of günce bu sene malum alan seçicem&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b style='color:#000000'&gt;fen mi seçsem &lt;br /&gt;
eşit ağırlıkmı &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çok kararsız kaldım.&lt;br /&gt;
ama şu varki fen seçen ilerde başarılı oluyo &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
:/</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 17:50:19 +0300</pubDate></item><item>
<title>anlatamıorum: ayak parmakları...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766303</link>
<description>ayak parmaklarıma bayılan bı kopege sahıbım tanrım!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu açılıştan snra gelelım hayatımızaaa&lt;br /&gt;
yazlıkta bunalım gunler gecırmekteyım,dun tansıyonum dörde dustu selının gozlerı yerınden fırladı tansıyonumu olcerken.nefesım kesılene kadar ağladım.sınır boşalması..&lt;br /&gt;
ilacımı da kestıgım ıcın bole oldu.yarn baslıorum yıne.böle olmaz bu..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
aksamları guzel gecıo allahtan.ali abıyle aşk yasıoruz:D&lt;br /&gt;
böle kız boş bırakılır mı lan ne bıcım erkeksınz sız dııp duruo:D&lt;br /&gt;
ahahahha hıc gerek yok bole selere canıım&lt;br /&gt;
kagıt gıbı  kızmısım sonucta bulunur elbet yazcak bırılerı:D&lt;br /&gt;
taygun malı da *le bırlıkte:D&lt;br /&gt;
dun emınım kı cok pısman oldu benle konustuktan snra.&lt;br /&gt;
anılcım da kopegıne olan aşkı sayesınde benı bıtırıo.bole bı guzellık yok arkdasım yaa=)&lt;br /&gt;
amaa neye nıyet neye kısmet işte yavuz war bı de işin ıcınde:D&lt;br /&gt;
ahahaha ne kızım ben yaa gerceken dıcek bıse bulamıorum kendıme&lt;br /&gt;
şeytan tüyü war ben napımm:D&lt;br /&gt;
şeytanım=P&lt;br /&gt;
alırım aklını..!&lt;br /&gt;
warsa tabi..;)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
uff bı de babamla aramız duzelse..&lt;br /&gt;
her allahın gunu kawga edıoruz bı gun suratıma patlatcak hıssedıorum.ama o zman benım neler yapablcemı de cok ii bılıo..&lt;br /&gt;
yaşamayalım bunları.&lt;br /&gt;
bana bulasmasın o yeter!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ofh sıkıntı bastı bak sımdı hatırlayınca.&lt;br /&gt;
o zaman hemen yawuzu hatırlıoruz kı içimz neşe dolsun=))&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
redd-nefes bile almadan&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
bu da ban gelsin o zaman;)</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 17:27:15 +0300</pubDate></item><item>
<title>katze: İnsan babası öl...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=766302</link>
<description>İnsan babası ölünce büyüyor çünkü. &lt;br /&gt;
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor. Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz, her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor. Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık. Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya... Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya...&lt;br /&gt;
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz, işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz. Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde. Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz, sizinde gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.&lt;br /&gt;
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.&lt;br /&gt;
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen, sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...&lt;br /&gt;
Büyüyorsunuz o zaman işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.&lt;br /&gt;
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur /.....&lt;br /&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 17:23:52 +0300</pubDate></item></channel>
</rss>
