12 Ocak 2018, Cuma
saat: 14:32


Bir çoğunuz Zülfü Livaneli'nin "Huzursuzluk" adlı romanını okumuşsunuzdur. Bu günce bir noktada onunla alakalı.
Lütfen sonuna dek okumanızı rica ediyorum...


Bu ara farklı bir telaş, farklı bir heyecan var. 3 sene önce Yasemin'in kurduğu gönüllü yardım organizasyonu olan TEBESSÜM GÖNÜLLÜLERİ'ne zaten okullar açıldığında, bayramlarda, yılbaşında yahut ihtiyaç listeleri dağıtıldığında elimizden geldiğince destek oluyorduk. Bayramda seyranda yok doğuma yok adağa yok ev-araba almaya akıtılacak kanları ne yapıp edip insanları ikna ediyor ve o paralarla ya bir köy okulundaki çocuklara bot-mont-çanta, kitap gönderiyor ya da tıp fakültesi çocuk onkoloji bölümünde yatan bebek ve çocuklara malzeme alıyorduk.

Bunları şunu yapıyorum ediyorum diye anlatmıyorum. Zaten ben değil, biz diyorum, çünkü ancak biz bir araya geldiğimizde dişe dokunur bir şeyler çıkıyor ortaya...

Bütün bunlara şimdiye dek dışarıdan destek verdim ve ilk defa bir köy okulu yardım etkinliğine bizzat katıldım. Geçen haftasonu Maraş'ın kırsal bir ilçesinin küçücük bir köy okulunda -ki yine bir hayırsever yaptırmış okulu, bina yeni, alan geniş, tüm çocukları orada topladık- 500 öksüz yetim çocukla beraberdik.
Benim de içinde olduğum bir grup yüz boyadık, bir başkası sosis balonlarla ışın kılıçları, çiçekler, kalpler, hayranlar yaptı çocuklara, Engin abi sihirbazlık gösterisi yaptı, Gamze abla dev köpük balonlar yapıp gökyüzüne uçurdu, çocukların sevinç çığlıklarıyla balon yağmuru yaşadık, Yasemin şarkılar söyledi, o çok gıcık olduğum Ömer bile upuzun boyuyla gitar çalıp bir sürü çocuğu uçak yapıp havada uçurdu. Serdar balon şöleni bitince pamuk şeker yapmaya girişti ve hemen hemen yarıdan fazlası ilk kez pamuk şeker yedi.
Bizim için, hele benim için unutulmaz bir gündü. Böylesi bir tatmin, böyle muazzam bir mutluluk sanırım yaşamadım.

Şimdi ise Şubat ayında Diyarbakır'da bir köy okuluna 40 tane çocuğa bot ve mont götürüyoruz. Eksikler tamamlandı, tümünü aldık topladık. Günceye yazma nedenim ise şu;

Eğer buraya kadar sıkılmadan okuduysanız sizden ricam din-dil-ırk ayırt etmeden sadece çocuk oldukları için gülümsemelerini sağlamaya çalıştığımız bu projelerde bize destek vermeniz.
Maddi yardım kabul etmiyoruz. Sadece ihtiyaç listeleri dağıtıyoruz. Diyarbakır köy okulunun bot ve mont ihtiyacını İstanbul'dan adını bile bilmediğim bir kadın karşıladı. O yöreye gitmişken ikinci adresimiz Batmandaki Ezidi kampı olacak. 85 Ezidi bebek ve çocuk bizim yardımlarımızı bekliyor. Devlet hiçbir dernek ya da yardım kuruluşunun kampa girişine izin vermiyor. Kaldı ki sarı basın kartı sahibi yerli yabancı gazeteciler dahi kampa alınmıyor. Fakat biz herhangi bir derneğe, partiye, siyasi ideolojiye bağlı olmadığımız için giriş ve yardım izni aldık.

Zülfü Livaneli'nin romanına dönecek olursak;
Meleknaz'la hanginiz etkileşim yaşamadınız? Onun yaşadıkları, anlattıkları karşısında eli kolu bağlı kalan İbrahim'le empati kurmadınız?

Kitapta çok güzel bir cümleyle anlatılmış bu kavram: Merhamet zulmün merhemi olamaz!

Evet birebir kapatamayız bu yaraları, çok zor, neredeyse imkansız...

Ama en azından kabuk tutmasında payım olsun dersen ihtiyaç listelerine ve kampanyalarımıza ulaşmak için lütfen bizimle iletişime geç:
www.facebook.com/groups/tebessummavide/

.:.


Son olarak taaaaa Kanada'dan desteğini esirgemeyen canım Soul'e, her zaman desteğim Moris'e (asilçingene), minnak dostum l_a_l'e ve şu an saymayı unuttuğum bütün arkadaşlarıma, dostlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi yolluyorum.

mayamaya
Eda





istanbul