12 Eylül 2018, Salı
saat: 04:23


bekledim. terk edilmiş bir ev gibi, tahliye edilmiş bir şehir gibi, kırılmış bir soy gibi, bekledim. akmış makyajla. bükülmüş bir omurgayla. pes etmeyi kendine yakıştıramayan bir kadın edasıyla. ben biraz. ben yalan söylüyorum. ben çok. bekledim.

2 tane iş bekledim mesela. ikisi de oldu işe giriş tarihlerim maaşlarım belliydi. sonra noldu? birincisinde erkek müdür almaya karar verdiklerini söyleyip benim yerime başka bir erkeği aldılar. ikincisinde milli eğitim dedi ki artık öğretmenlik yapamazsın izin vermiyorum, git kendine başka iş bul.

haftaya pazartesi okullar açılıyor önlüğümü bile yıkayıp askıya asmıştım. insan yazılı kağıdı okumayı özler mi? çok özlemiştim. az kaldı dönüyorum diye salak salak dolaşıyordum evde. ilçe milli eğitimden arayıp da artık öğretmenlik yapamayacağımı söylediklerinde bi süre boş boş duvara baktım.

yaz bitti, ben şimdi yazlığın küçücük odasında titreye titreye yazıyorum tüm bunları. mevsim bana dön artık istanbula diyor. döneyim de napayım?

hem sonra bir hafta içinde bu kadar hayal kırıklığının arasında hiç derdim yokmuş gibi tuttum bi de saçma sapan bi şey yaptım. hiç yazasım yok çünkü it gibi korkuyorum bu meseleden. bir yandan da gerçek olduğuna pek ihtimal vermiyorum. bol içki, kahkaha, çanakkale boğazı vardı işin içinde. haftaya istanbula dönünce kapanıcak bu mesele, biliyorum.

Bu aralar çok sık rüyamda melihi görüyorum. üstelik her şey çok iyi gülüp eğeniyoruz. 22 yıllık kardeşlik sanki hiç bitmemiş gibi. Alt bilinç denen şeyi Allah ne yapmasın ya. Sen unutuyorsun o unutmuyor.


"şurama batan..."
diyor şair,
"şurama batana özlem demeselerdi; bıçak derdim.."

cemal süreya..


istanbul
hosting