<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="0.92" xml:base="http://www.guncem.com">
<channel>
 <title>guncem.com | Günlüğünüzü Online Tutun!</title>
 <link>http://www.guncem.com</link>
 <description>guncemkom | The Turkish online diary community  </description>
 <language>tr</language>
<item>
<title>OlumveYalnizlik: Merhaba güncem...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901268</link>
<description>Merhaba güncem&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaz gelirken karışır bazı şeyler, neşeyle endişeler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen sene yaz çok yoğundu. Bu sene oldukça sakin geçiyor. Ama sonbahar müthiş bir yoğunluk olacak gibi. Sonbaharda büyün YK'nın seçim ve atamaları vs var. Bakalım neler olacak. 2027 zor geçebilir benim için. Elimizden geleni yapacağız artık yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine iyi bak güncem.</description>
<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 22:14:03 +0300</pubDate></item><item>
<title>söyleyemem9: Bazı şarkılar v...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901267</link>
<description>Bazı şarkılar var ki bir insanın herhangi bir insanın hayatını özetler gibi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sözlere bak,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kayboldum kaybolan yıllar içinde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağladım mı güldüm mü? &lt;br /&gt;
Yaşadım mı öldüm mü?&lt;br /&gt;
Bir kısa gün gibi bir ömür geçti de anlayamadım..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diye devam eder.&lt;br /&gt;
Bu şarkıyı anneme tutmuştum yoğun bakımda yattığı dönemde. Radyoda tesadüfen karşıma çıktı ağlaya ağlaya gitmiştim salya sümük. Halen nerede duysam içim cız eder kabuk bağlamayan yaram kanar sanki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Varlığı bir lütüf olan Canım Annem... Senin saadetin her daim benim için çok önemliydi. Yattığın yer incitmesin bir rüya gibi halen yokluğun. Belki bir sabah uyanırım diyorum ama nafile...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Seni her daim aynı hasret ile seveceğim son günüme kadar...</description>
<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 21:43:44 +0300</pubDate></item><item>
<title>sydisttot: selam. aslında ...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901263</link>
<description>selam. aslında söylenebilecek bir şeyler var her zaman, bir süredir airbnb'de kalıyor oluşumdan başlayıp kendime belirli süreli ikinci bir şans verişime varışıma dek ama duvara konuşmak daha verimli olabilir ve fakat duvara konuşmaktan kim hoşlanır? ben değil. birazcık (baş ve işaret parmaklarımın uçlarını 2mm kalana kadar birbirine yakınlaştırıyorum) zor geçen son zamanlarımda bana yardımcı olan ördek, sincap, kedi ve köpek videolarına teşekkürü bir borç bilirim. boktan bi insan da olsam borçlarımı her zaman öderim. ergo teşekkür ederim, bundan sonrası bende. burası bu kadar. çıkışım müzikten. öyle ya da böyle, çocukken yürüdüğüm yollarda beni takip etmeye başlayan ay gibi bi yerlerde hep olan, sevgi-nefret şeysine dönen müzikten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yıllardan miladi 1815. schubert sadece 18 yıldır hayatta. geride bıraktığı yıllarından daha az bir süre var önünde ama henüz haberi yok, haberi olduğunda da çok geç. göthe'nin bir şiiri var onu besteliyor (1). şarkıda hasta çocuğunu dört nala giden bir at üstünde eve ulaştırmaya çalışan bir baba var (gerçi bu hastalıktan veya ateşten bahsedildiği yok şarkıda ama setup bu). atın üzerinde bir de çocuğu doğal olarak. çocuğun gördüğü bir şey. ve bir de dış ses. karakterler bunlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
şarkı piyano ve vokal için yazılmış. 152 bpm. ve her beat tekrarlayan üçlemelerden oluşuyor. dolayısıyla dakikada 456 atan bir nabız. atın dört nala koşuşu (2). işler değiştiğinde de tehlike çanları. piyanist challenge.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
baba bas, fa anahtarında sol elden konuşuyor. at koşturmaya devam ederken onun güven vermeye çalışan sesini duyuyoruz. evladına niye korktuğunu soruyor. çocuk sağ elde, minör: 'Erlkönig'i (3) görmüyo musun bak tacı kuyruğu falan?' 'yok' diyor 'oğlum sis var benzetiyosundur'. nitekim notasyonunda bile tranquillo (4). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
o noktada erlkönig dile geliyor. o da sağ elde, daha da üst perdeden, ama pianissimo (5) (hatta yetmemiş estinto (6) diye belirtilmiş), arpejli, kırık akor (7). atın koşuşu bile stride piano tekniğiyle (8) dörtnaladan hoplamaya dönmüş, majör majör, neşeli, ethereal, ruhani veya uhrevi (ya da ikisini birleştirirsek ruhevi) bir yerden, periymişçesine bir tonda, o karanlık havanın tam zıttında, hoppalık derecesine varan bir hiperkontrastla, her yeri pastalar böreklerle doldurmuş hanselgratel cadısı gibi davetkar, 'gel benlen' diyor, 'tatlı çocuk'. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
artık piano (9) miano yok, ilk defa forte forte (10) yakarıyor çocuk. paniklemiş bi sesle babasına 'baba duymuyo musun usulca söylediği sözleri?' diyo. 'yok' diyo adam, 'o rüzgarın sesi'. hasbinallah. bi daha yokluyor erlkönig. çocuk artık çığlık çığlığa. sforzando (11). tremante molto (12). çeşitli italyancalar. 'bak erlkönig'in kızları?' 'hayır' diyor baba bas bas. 'yaşlı söğütün dalları'.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
erlkönig yine aynı tonda girse de sonlara doğru artık rol yapmayı bırakıp 'kendi isteğinle gelmezsen zorla götürüm seni' diyor. dolayısıyla artık en başından beri büründüğü o naiflikten, uyumlu seslerden eser yok. disonansa (13) bağlıyor. nerde o hoplayan atlar nerde bu gerilim müziği? çocuk can havliyle 'yakaladı beni baba' diyor, fortississimo (14). ürperiyor adam, haykıran çocuğu kollarında tutuyor. son bir gayret eve yetiştiğinde, artık kollarındaki çocuğu ölü. in seinen armen das kind war tot.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çocukcağız havale geçiriyordu da sayıklayıp sayıklayıp eceline mi kavuştu yoksa erlkönig onu alıp götürdü mü bilemiyoruz. gerçi böyle bir seçime zorunlu hissetmek insan zihninin ya o ya bu şeklinde algılama tuzağına düşmek, dualiteye batmak olabilir. belki her ikisi de aynı anda aynı gerçeklikte. belki de sen insan olduğun için, başka türlüsünü algılayamayıp özünde ikisini de içeren tanımlayamadığın yekpare bir varoluşu ikiye yarıp birine indirgeyerek doğru kabul etmeye mahkumsun. ya da belki de cidden yalnızca ikisinden biri gerçektir fakat aynı şeye bakıp farklı şeyler görüyor olmak hayatın dokusuna içkin bir şeydir. bunu da bilemiyoruz. biz zaten genel olarak pek bir şey bilemiyoruz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b style='color:#000000'&gt;Dipnotlar:&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
1. bundan bir yıl önce de gretchen am spinnrade'yi besteliyor. gene göthe'den. gretchen çıkrık başında. on yedi yaşında, şarkının leitmotif'i (a) olarak dönen bir çıkrığı notaya döküyor. sadece o'nu anlatıp öpüşünden bahsettiğinde kesiliyor bu obsesif döngü. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Meine Ruh ist hin, [My peace is gone]&lt;br /&gt;
Mein Herz ist schwer, [My heart is sore]&lt;br /&gt;
Ich finde, ich finde sie nimmer [I never shall find it]&lt;br /&gt;
Und nimmermehr. [Ah, nevermore]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nach ihm nur schau ich [To see him, him only]&lt;br /&gt;
Zum Fenster hinaus, [At the pane I sit]&lt;br /&gt;
Nach ihm nur geh ich [To meet him, him only]&lt;br /&gt;
Aus dem Haus. [The house I quit]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1a. leitmotif: riff dense yeridir. tekrar eden ana motif, tema. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. bu yönteme müzikal yansıma diye motamo(t) türkçe çeviri kullanalım. dörtnala koşuşu hızlıca tekrar eden oktav notalarla vermek, çıkrığı ya da aklından çıkaramadığı şeyleri bir aşağı bir yukarı giden birbirine yakın çembersel onaltılık notalarla anlatmak, flight of the bumblebee'de arı vızıltısını andıran partisyonlar yazmak, riders on the storm'da elektro piyanoyla yağmuru taklit etmek gibi örnekler verilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
word painting'se bence bundan farklı bir şey, adı üzerinde word. sözlerde ifade edilen şeyi müziğin taklit etmesi ya da ona uyum sağlaması denebilir. en basitinden aşağı dendiğinde sesin pesleşmesi yukarı dendiğinde tizleşmesi, hadi vur dendiğinde trampete abanılması gibi. (hatta ercüment bey buna aykırı davranmayı, mesela başım havalarda denirken alt notalara inilmesini prozodik hata olarak nitelendiriyor. but that's too anal for me.) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'never gonna give you up, never gonna let you down'daki iniş ve çıkışlar, king crimson'ın 'i repeat myself when under stress, i repeat myself when under stress, i repeat myself when under stress, i repeat myself when under stress, i repeat' buna örnek olabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
aslında word painting'in en bilinen örneği leonard cohen'in hallelujah'sı ama bence o biraz hile gibi çünkü vektörün yönü sözden müziğe değil de müzikten söze doğru. yine de karar sizin. 'it goes like this, the fourth, the fifth, the minor fall and the major lift, the baffled king composing hallelujah' derken şarkının akor gelişimini veriyor da yani akorlar böyle olmasa bu sözü yazar mıydın? yazmazdın. akorlar böyle olmasa o sözün bir anlamı var mı? tartışılır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. erlkönig ne demek? könig kral. erl ne? bakalım. hikayenin danca orijinalinde aslında 'ellekonge' iken almancaya çeviren kişi (johann gottfried herder) 'erlekonge' ile karıştırıyor. böyle olunca elf kralı olması gereken kelime kızılağaç kralı oluyor. elfenkönig yerine erlkönig. bi kere oldu artık. yapacak bişey yok. olağanüstü. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
olmuş olan şeyleri olmamış yapamıyoruz. freud'un insan psikolojisinin gelişimini anlatırken kurduğu analojinin her alanda karşımıza çıkmasına saygı duyarak hatırlayalım; arkeolojik kazılarda gördüğümüz gibi, yeni bir şehir kurarken eskisini yok edip sıfırdan yaratamıyoruz. yıkılmış ama parçaları kalmış eskilerin üzerine koyuyoruz. fosiller. toprak. roma yolları. çürümüş temeller. artifact'ler. ölüler. elli katlı gökdelenler bunların üzerinde yükseliyor. olmuş olmuştur. there is no beyaz sayfa. üzerine kat çıkacaksın, başka yolu yok. teşekkürler gottfried. teşekkürler freud.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
italyancalar ve diğer müzik terimleri:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4. tranquillo: sakin bir tonda&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. pianissimo: çok yumuşak. [notasyonda dinamik çalım yönlendirmeleri en yumuşaktan en kuvvetliye genelde şöyle belirtiliyor: pianississimo, pianissimo, piano, mezzo piano, mezzo forte, forte, fortissimo, fortississimo. anlaşılacağı gibi piano yumuşak, mezzo orta sertlikte, forte güçlü. gerisi bunun arakatları.]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
6. estinto: ölü. hayat belirtisi kalmamış. varla yok arası.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
7. kırık akor: bir akoru oluşturan sesleri aynı anda değil ama arayı da fazla açmadan, üzerinden akar gibi birbiri ardına drrrrrrıt diye seslendirme yöntemi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
8. stride piano: piyanoda sol elde önce bas notayı vurup ardından akorun kalan seslerini çalma ve bunu birbiri ardına her bir akor için yapma yöntemi. sol el ordan oraya hoplayan bir kuzuyu andırdığı gibi, çıkan ses de bu hoplamayı aratmaz. çalınan parçayı ragtime'a (a) çevirir.  &lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
8a. ragtime: the entertainer, maple leaf rag gibi örnekleriyle öne çıkan, vahşi batıda kovboyların takıldığı barlardaki piyanistlerin favori tarzı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
9. piano: yumuşak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. forte: kuvvetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
11. sforzando: aniden, tuşlara abanarak, bilekten değil omuzdan, güçlü bir vurguyla, jumpscare etkili&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
12. tremante molto: korkudan titreyerek. anlıyoruz ki burda notasyon piyanistle değil solistle konuşuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
13. disonans: [dis: ayrı, sonara: tınlayış] seslerin birbiriyle uyumsuz olması. batı müziğinde bir oktavlık ses dizisi birbirine yarımşar ton uzaklıktaki 12 adet sesten oluşur, ya da biz o arayı on ikiye bölmüşüz diyelim. bu milenyumda yaşayan insanların kulağı bazı sesleri birbiriyle uyumlu bazılarını uyumsuz olarak algılar. tarihsel olarak bu algılama mevzu uyumluluk lehine gelişmiş gibi görünüyor. bin yıl önce yaşayan biri şu anki şarkıların hiçbirini dinlemeye katlanamazdı muhtemelen. ya da bestecinin yaratmak istediği etkiyi hissedemezdi diyelim. bir sesi sadece yarım ton veya bir ton veya üç ton üzerindeki seslerle aynı anda duyduğumuzda bize uyumsuz gelir. çözülme gereksinimi doğurduğundan devam etmeli burda durmamalı etkisi, gerilim ve rahatsızlık yaratır. hatta bu 3 ton yukarı (veya aşağı, aynı şey) ile beraber çalınan ikiliye özel olarak 'diabolus in musica' / 'devil's chord' denmiş zamanında. bizse tritone deyip geçiyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
şarkıda ilk uyumsuz sesleri erlkönig konuştuktan sonra çocuğun ağzından duymaya başlıyoruz. akorla çocuğun seslenişi arasında bir ton aralık var, bu gerilim baba konuşuncaya kadar çözülmüyor. sonraki yakarışlarında ise aralık yarım tona düşüyor, en güçlü gerilimi yaratan da bu. ayrıca her seferinde daha tizlere çıkan bir modülasyon (a) da var. hem disonans, hem tize modülasyon bu gerilimin etkisini güçlendiren unsurlar. ancak şarkının sonuna doğru dış ses girdiğinde başlangıçtaki tona dönüyoruz. eve varış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
13a. modülasyon: eserin içinde bir ton merkezinden diğer bir ton merkezine geçiş. genelde monotonluğu kırmak amacıyla, tekrar tekrar duyduğun bir şeyi yeni bir şeymiş gibi algılaman için, özellikle nakarata geçişlerde kullanılır. eurovision şarkılarının vazgeçilmezidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
14. fortississimo: çok kuvvetliden bir derece daha kuvvetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b style='color:#000000'&gt;Ekler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ek 1. [der erlkönig] şarkının gelmiş geçmiş en iyi yorumu dietrich fischer-dieskau'dan (piyanistin bahsi geçmiyor):&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href='https://www.youtube.com/watch?v=5XP5RP6OEJI' target='_new'&gt;www.youtube.com/watch?v=5XP5RP6OEJI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ek 2. [gretchen am spinnrade] bunun için sadece bulabildiğim en iyi yorumu diyebilirim. gayet öznel. tek kriterim solistin bariton olması. geri kalanlar hep soprano. o kadar tiz olmasına gerek yok bu şarkının, aksi çok yoruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href='https://www.youtube.com/watch?v=J0cXOARhY7o' target='_new'&gt;www.youtube.com/watch?v=J0cXOARhY7o&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ek 3. yeter gıy gıy gıy içim şişti diyenler için hizmet kabilinden kafa resetleyiciler. son şarkı bence ayrı güzel:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href='https://open.spotify.com/track/18X6UBQBm9Php85JPDakaE' target='_new'&gt;open.spotify.com/track/18X6UBQBm9Php85JPDakaE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href='https://www.youtube.com/watch?v=dhNfddJRulQ' target='_new'&gt;www.youtube.com/watch?v=dhNfddJRulQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href='https://youtu.be/q4WSqm9GIHU' target='_new'&gt;youtu.be/q4WSqm9GIHU&lt;/a&gt;</description>
<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 02:29:29 +0300</pubDate></item><item>
<title>uvajed86: Bir yaştan sonr...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901261</link>
<description>Bir yaştan sonra kimsenin sevgisine ihtiyaç duymamak ve tek önemli şeyin öncelikle kendini sevmek olduğu gerçeği çok sert reel kabullenişler yaratıyor insanda. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bilmem kaç yıllık insan bir ayaküstü sohbette gidebiliyor mesela. o yolda sen sola, o sağa doğru gidiyor ve gözden uzaklaştığı anda toprağın altına giriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sanırım sevdiğim bi insanı kaybederken onun aslında benim için öleceğini anladığım ilk yer kumbaracı yokuşundaki evde cerenle olan konuşmamdı. O an öleceğini anladım benim için ve inanılmaz bir acı saplanmıştı kalbimez&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bi yaştan sonra ama o kadar insanı gömüyorsun ki ama suçlu ol ama suçsuz, sonuçta biri ölüyor ve sen onun yasını tutuyorsun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ölümlerden bahsetmişken aklıma geldi, ev sahibimiz kadın vefat etti ve eşimle beraber cenazesine gitmeye karar verdik. o gün işe beyaz gömlekle gelmiştim ve cenaze teşvikiye camii'nde olacağı için eşimden önce beşiktaş'a gelmesini ve yanında koyu renk gömlek getirmesini rica ettim. Eşim de koyu renk giyindi ve teşvikiye camii'ne geldiğimizde koyu renk giyinenin ve yas/matem havasında olan tek kişinin biz olduğunu gördük.,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rahmetlinin torunları şortla gelmişti mnk. Bi tanesi nba takımı formasıyla kulağında beyaz kulaklıkla gelmişti. Cenazeyi kaldırırken bile sırtımıza, kulaklık kulağındaydı. Tabutun en ön kısmında ben vardım ve kimse neden benim en önde olduğuma dair en ufak bi sorgulamada bulunmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Havaii t-shirtlü bi abi vardı adam saf bile tutmadı mesela. bir de lez bi abla vardı, ikindi ezanı başladığında birisi ile bir şey konuşuyordu ve sesini daha da yükselterek konuşmaya devam etti, en ufak bir es verme ihtiyacı hissettmedi, bilakis sohbetin devamında kahkaha falan atıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tabi rahmetli 96 yaşında falan vefat etti, hani herkes için durum kanıksanmış olabilir ama yine de bi çıtır gülse birsel setinde gibi bir andaydık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse, hayatımızdan bir mehmet geçti, neyse ki bi manyaklık yapıp bana saldırma cürretinde bulunmadı. tek tesellisi oldu gecenin diyelim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 00:04:15 +0300</pubDate></item><item>
<title>brodyclain: cok karmasigim ...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901259</link>
<description>cok karmasigim ben. s. yok gibi. kimse yok gibi. bu evde mutlu degilim. karisigim. cozemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 13:35:30 +0300</pubDate></item><item>
<title>mio_fe: Adam ters ters ...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901257</link>
<description>Adam ters ters baktı. Kadın bağırdı, çağırdı, tehdit etti. Selamlaşmalar kesildi.Babasının cenazesinde Sütlü camii bahçesinde kendisine karanfil verdiğim ( babasının mezarının üzeriene koysun diye ve onunla hissettiğimi belirtmek için) kbir tek karanfil verdiğim Tıp fakültesi öğrencisi kıza da selam yok. Ben onlardan nefret etmem, etmiyorum. Ama benim için ''ne hali varsa görsün'' demeye getirdiler durumu. Kolay gelsin dediğim kişinin , hatta bunu iki kez ardarda söyleyişimin ardından sesini  çıkarmaması normal. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok sevdiğim kuzenlerimden biri diyalize giriyor. Onun ismine sahip diş hekimindeydim az önce. Devlet hastanelerine düştük te- ağzımın içi berbat- bi muayeneye gidip fiyat alayım dedim. 7. L üst premolara kanal tedavisi gereksizmiş. Üçlü kaplama önerdi. Os incisiva yani öndeki iki büyük ısırma dişerinin diplerine dolgu yapılabilirmiş. Onlar sadece leke değil çürükmüş. 41 dk sonra diğer diş hekimine gideceğim buradaki. &lt;br /&gt;
Eve gelirken göğsüm sıkışır genelde. Yine öyle oldu. Apal saptal tipler mi konunun odağı? Buradan bezmişliğim mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peynirli salata mı yesek? Yesem yani ama ben yesek demeyi tercih ediyorum. Yalnız başına beslenmek zor.&lt;br /&gt;
Gece 1 de kalkıp sabah ezanına doğru hazırlamaya başladığım salatanın marulu doğrandı, yıkandı, süzüldü. Kapya biberler - 1 mi , 2 mi ?- doğrandı su altından hafif geçirildikten sonra. Salatalık ve domates ekleyeyim.&lt;br /&gt;
Vallahi ne yalan söyleyeyim hiç bir şey yiyesim yok aslında. Çoğu eylemi sadece gerekli diye yapıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Die Grillen zwirpen. Sagt man dazu zwirpen? Ich bin mir nicht mehr sicher bei manchen deutschsprachigen Ausdrücken / Saetzen. Auf Türkish heissen diese crrr crrrr Geraeusch machende Insekte ''Cır cır böcekleri''. Böcek ist insekt. Ich habe ihre Stimmen früher mehr gemocht als jetzt, damals waehrend ich nich am Aegeis gelebt habe. sie gehören in der Taxonomie zur Klasse der ''Grillae'' . Grillen. Die Grillen. Girls. Grillgasse. Kann man die Grillen griilen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div align='right'&gt;&lt;b&gt;saat: 13:13&lt;/b&gt;&lt;img src='gunce_images/saat.gif' align='middle' border='0' height='13' width='20'&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Adam ters ters baktı. Kadın bağırdı, çağırdı, tehdit etti. Selamlaşmalar kesildi.Babasının cenazesinde Sütlü camii bahçesinde kendisine karanfil verdiğim ( babasının mezarının üzeriene koysun diye ve onunla hissettiğimi belirtmek için) kbir tek karanfil verdiğim Tıp fakültesi öğrencisi kıza da selam yok. Ben onlardan nefret etmem, etmiyorum. Ama benim için ''ne hali varsa görsün'' demeye getirdiler durumu. Kolay gelsin dediğim kişinin , hatta bunu iki kez ardarda söyleyişimin ardından sesini  çıkarmaması normal. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok sevdiğim kuzenlerimden biri diyalize giriyor. Onun ismine sahip diş hekimindeydim az önce. Devlet hastanelerine düştük te- ağzımın içi berbat- bi muayeneye gidip fiyat alayım dedim. 7. L üst premolara kanal tedavisi gereksizmiş. Üçlü kaplama önerdi. Os incisiva yani öndeki iki büyük ısırma dişerinin diplerine dolgu yapılabilirmiş. Onlar sadece leke değil çürükmüş. 41 dk sonra diğer diş hekimine gideceğim buradaki. &lt;br /&gt;
Eve gelirken göğsüm sıkışır genelde. Yine öyle oldu. Apal saptal tipler mi konunun odağı? Buradan bezmişliğim mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peynirli salata mı yesek? Yesem yani ama ben yesek demeyi tercih ediyorum. Yalnız başına beslenmek zor.&lt;br /&gt;
Gece 1 de kalkıp sabah ezanına doğru hazırlamaya başladığım salatanın marulu doğrandı, yıkandı, süzüldü. Kapya biberler - 1 mi , 2 mi ?- doğrandı su altından hafif geçirildikten sonra. Salatalık ve domates ekleyeyim.&lt;br /&gt;
Vallahi ne yalan söyleyeyim hiç bir şey yiyesim yok aslında. Çoğu eylemi sadece gerekli diye yapıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Die Grillen zwirpen. Sagt man dazu zwirpen? Ich bin mir nicht mehr sicher bei manchen deutschsprachigen Ausdrücken / Saetzen. Auf Türkish heissen diese crrr crrrr Geraeusch machende Insekte ''Cır cır böcekleri''. Böcek ist insekt. Ich habe ihre Stimmen früher mehr gemocht als jetzt, damals waehrend ich nich am Aegeis gelebt habe. sie gehören in der Taxonomie zur Klasse der ''Grillae'' . Grillen. Die Grillen. Girls. Grillgasse. Kann man die Grillen griilen?&lt;br /&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:11:54 +0300</pubDate></item><item>
<title>whitelion: Guncem,

03-0...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901256</link>
<description>Guncem,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
03-09 Temmuz arasi Antalya yaptim kendim. Evlendigimden beri ilk kez kendi basima Turkiye'ye gittim, cok iyi geldi, insanin buna gercekten ihtiyaci var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
David bir iki gun kiskandi falan ama sonra rutine bagladi, kiskanma sebebi de kendi UK'de, ben Antalyadayim, oyle tipik erkek kiskanmasi degil, cocuk kiskanmasi. Ben kendim burada ne yapacagim dedi bana, 43 yasinda adam.  Anasiymisim gibi bagimli olacak bana biraksam. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya aslinda guzel bir sey, yani her seyi beraber sikilmadan yapmak, konusabilmek, beraber yapabilecegin hobilerinin olmasi vesaire. Biz arkadas gibiyiz onunla. Ama iste derdi bitmiyor amin oglunun, cok bunaliyorum sonra ben. Artik dinlememeye, ciddiye almamaya, gozlerimi devirmeye basladim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya isin enteresan tarafi, hic baska kimsede de gozum yok. Yani David'e inanilmaz asik falan degilim, tabi ki seviyorum, beraber vakit gecirmeyi seviyorum. Eski Eylul'e bakiyorum, ucana kacana, affetmez. Simdi bakiyorum, yani umrum degil, herhalde doyuma ulasmisim. Evlilik hayatini ve rutini cok sevdim nedense. 34 sene kaosun ardindan duzen bana cok iyi geldi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Inanilmaz kendime odagim, sporum-diyetim artik yasamim oldu, simdi kas yapmaya odaklandim, boyle kollarim bacaklarim karnim falan kutur kutur kas olsun istiyorum. E tabi zaman aliyor, artik baya atletik gorunuyorum ama elit sporcular gibi gorunmek istiyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yani degisik bir evre, daha once yasamadigim bir evre su donem. Neden mesela hicbir erkegi begenmez oldum, veya neden kimseye kendimi begendirme derdim yok? Bu evlilik etkisi mi? &lt;br /&gt;
Ben oyle domestik bir kiz da degilim halbuki, kafa yapim da oyle degil, ama inanilmaz bir es oldum amk. Kiymetim bilinsin bilinmesin, o kisimla ilgilenmiyorum. Ben kendime sasiriyorum, 35imden sonra boyle asiri duzenli, hamarat bir insana donustum. &lt;br /&gt;
Herkes benden bitik bir insan bekliyordu, bence tabi, ben asla oyle hissetmedim kendimle ilgili, bolca hayatimi yasamak istedim zerre pismanligim yok, kimseyi de takmam yani. Ama tip aykiri, sekse duskun, iliski evlilik istemeyen/tutturamayan, cabuk sikilan, disiplinsiz, gec saatlere kadar oturup sabah uyanmak bilmeyen, icen sican birinden bir anda 180derece donerek inanilmaz duzenli, disiplinli, saglikli yasam kasan, evli bir insan oldum.&lt;br /&gt;
Ha isimde gucumde hep iyiydim, hep o konuda istekli ve azimli oldum, kendimi gelistirme, okuma, calisma, is ahlaki vesaire, onlara zaten girmiyorum.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Ama ozel hayatima bakarsam travmalarimi iyilestirdim, psikolojimi duzelttim. 35inden sonra delirenlerin aksine, 35inden sonra duzene girdim. &lt;br /&gt;
Isin enteresan tarafi o annemin &amp;quot;ornek&amp;quot; olarak kullandigi insanalrin hepsi ama hepsi sicik vaziyette. Bundan keyif almiyorum tabi ki ama hayat cok enteresan bunu demek istiyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben guzel seylere suruklenecegime ve hep hayatin beni dogru yone savuracagina inandim. Bu olurken de keyif aldim amk. Istedigimi yaptim, istedigimle yattim, sacimi istedigim renklere boyadim, istedigim dovmeyi yaptirdim. Oh iyi ki de yapmisim. Simdi de icimde bir sey kalmadi, duruldum, sakin, dingin bir insana donustum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse ya, overthinking time. Cok da onemli degil :) Derdimi sikeyim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Antalya'da baya bir arkadasimi gordum, babamlarla vakit gecirdim, sacimi yaptirdim, 2 yeni dovme yaptirdim, denize girdim, hafta ici de calistim amk, laptopumu yanimda goturmustum. &lt;br /&gt;
Daha sik kendi basima gidicem tatile. &lt;br /&gt;
 </description>
<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:03:11 +0300</pubDate></item><item>
<title>olmaz_olamaz: &quot;Simdi ne ...</title>
<link>http://www.guncem.com/index.php?a=oku&amp;gid=901255</link>
<description>&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Simdi ne arkadaşız ne sevgili sadece birkaç anısı olan iki yabancıyız...&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 Az önce karşıma çıktı ve kalbimi paramparça etti bu cümle...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
39 yaşıma girecegim eylülde 20 yılına geçmiş seni tanıyalı hatta 18 imde tanıdığıma gore... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
21 yil olmus ne diyebilirim ki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayat bazen iyi davranmıyor.</description>
<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:21:34 +0300</pubDate></item></channel>
</rss>
