|
24 Temmuz 2009, Cuma
saat: 02:00
Geç kalmış 20'lik dişlerin eti parçalayışı gibi acı çeker insan, oralarda bir yerdedir ama söküp atamazsınız. Ya korktuğunuzdan ya da başka seçeneğinizin olmayışından. Tıpkı her gün onlarca damak, diş gören bir dişçi gibi bir sürü sevda gördüm. Kimi bembeyaz, kar tanesine benzerken, kimi kömür gibi karalar bağlamış, 90 dakika sonlanmış hatta uzatmaların bile sonuna gelinmiş. Çoğu zaman yalnız kaldığım bu serüvenin bundan sonraki kısmında en yakınımda biri olacak. O kadar yakın ki, her canım sıkıldığında sığındığım ilk liman olduğundan hiç yabancılık çekmeyecek biri. Zaten bana ve travmatik halime aşina olan, sonsuza dek yanımda olacak olan. Biliyorum, bazıları gibi değilim. Hiç bir ergen, beni yüzündeki sivilcelere benzetemez, sıkınca geçmiyorum çünkü, iz bırakıyorum. Bitince, bitmiştir evet. Biri bana burun kıvırdıysa sonraki yarım saat boyunca suratının aldığı kırmızı hali ve muhtemel intikam senaryolarını düşünür durur. Dürüst olayım, kimseden onay ya da kabul beklemiyorum. Benim hakkımda ne düşündüğünüz de umurumda değil. Tıpkı eski bir dostun dediği gibi, 'Sana canın cehenneme demek isterdim ama zaten oradasın!' En derinden sevgilerle... | ||
|
|
||