|
24 Temmuz 2009, Cuma
saat: 17:03
postmodern zamanlar üzerine bir deneme metropol kişisi ne garip bir yaratık türü! önüne ne gelirse gelsin kesinlikle şaşırmayan, hatta şaşırmayı ve şaşıranı küçümseyen, içine tıkıştırıldığı ufacık alanlarda -toplu taşıma, asansör, vb.- ilişki kurmadan ve ötekiyle bakışmadan, konuşmadan ve dokunuşmadan, kamusal alanlarda karşısındakini -kim olursa olsun- ötekileştiren, kendisini içine gizlendiği sert bir kabuk altında dışa elinden geldiğince kapatan ve bu şekilde güvencede olacağına inanan, her yeni duruma kolaylık ve burnu büyüklükle uyum gösterebilen, evrimin son noktası, besin zincirinin en üst halkası... metropolde vakit nakit olduğundan merdiven çıkarken ve yürürken zamandan kazanmak amacıyla kendinden yürüyen, hiçbir şey yapmasanız da sizi bir noktadan ötekine taşıyan merdiven ve yolları da hiç yadırgamadan kullanır metropol kişisi. gününün en az bir saatini yolda geçirmesi ona kalabalıklar içinde kitap okumaktan rahatsız olmama özelliğini kazandırmıştır. kitap okumayan daha büyük çoğunluk ise kulaklarında müzikle dış dünyayla olan bağlantısını koparır ya da en aza indirger. kendi aracının içindeyse, dışarıdan görülmediğine inandığından tuvalet gibi mahrem yerlerde yapılan işleri aracında yaparken sizin midenizi bulandırabilir ancak siz de bir metropol kişisi olduğunuz için bu duruma ne şaşırır ne de bundan iğrenirsiniz. sevgi&saygı | ||
|
|
||