24 Temmuz 2009, Cuma
saat: 20:35


Hıçkıra hıçkıra ağlıyor balkonda.. ve soruyor yaradanına "Neden ben!! Neden!!!"

Oysa farkında değildi, son bir saat içinde üst üste yaptığı yanlışların. Ona göre ufak tefek birşeydi bunlar. Ama erkek pireyi deve yapmakta ustaydı haklı olduğunda.. Yeterki yapmak istesin.. Kapısında yarım saat beklemiş zili çalmış, aynı anda cep telefonunu dakikalar durmadan aramıştı.

Çok geçerli bir sebebi olmalıydı bunlara cevap vermemesi için.. Zilin kablosunu çekip, telefonunu sessize alıp, duştaydım yalanına sığınmasını hiç gerek yoktu oysaki.. Erkek o kadar beklemiştiki kapıda biliyordu içeride başka bişeyler olduğunu..

Aslında bırakıp gitmeliydi, bunu da düşündü.. "Bitti" diyerek bir mesaj attı. Bir kaç adımdan sonra ya başına bişey geldiyse? diye düşündü.. Arka sokaktaki karakolun yolunu tuttu.. Karakoldaki bi kaç görevli ile konuştu ve son bi umut aradı.. Nihayet telefon açılmıştı.

Erkek evin yolunu tuttu ve eve girdi. Kızmadan önce tuvalete girdi. duşakabinde bir damla ıslaklık yoktu.. Oysa biliyordu onun nasıl duş aldığını.. Herşeyini.. Kırılmıştı içten içe..

Evde bir başkasını olduğunu da biliyordu. Sadece bilmek istediğini bunu neden bilmediği idi.. İçerdeki kişiyi de çok iyi tanıyordu daha bir kaç saat öncesi hepbirlikte içmiş sohbet etmiştik. Çocukluktan beri arkadaş olduklarını birbirlerine destek olduklarını da biliyordu. Kızdığı şey ise sorumluluk almaması ve saygı duymamasıydı.

Ve kükredi aslan banyodan çıkar çıkmaz.. Bir açıklama istedi. Cevap yok.. ikinci kez sordu. gelen cevap;

"bana güvenmiyorsan gidebilirsin."

Yatağın baş ucundan kalktı erkek, karşısındakine baktı, 8 aydır birlikte olduğu insanı yabancılaştırmak için. Bunu başarabilirdi. Ama hala alamadığı cevaplar vardı. Bir hışımla çıktı odadan.. Dış kapıyı açtı ve çıktı.. Ardından kapı bi kaç kez kilitlenmişti.

Bi kaç basamak indikten sonra durdu. Neden gidiyorsun yada neden hala buradasın sorularını soruyordu kendine.. Geri döndü kapıyı çaldı, telefonunu aradı.. içeriye alındı..

Ama farkındaydı olayları daha da kötüye götüreceğinin. Bilmediği şeyler de olsa..

O dışardayken dışarda birisinin kalması ne kadar doğru olur du ki? Odaya doğru ilerledi kapıyı açtı ikisini de aldı karşısına bilmediklerini anlatmaları için sorular sordu.. Tatmin oldu genç adam, söylenen herşeyin açıklarını görebilmişti evin içinde. Herşeyde yanlış var. Nasıl inanabilirdi ki anlatılanlara.. Nasıl inanabilirdiki sevildiğine!!! Nasıl????

Kükremeye devam etti aslan, estikçe esti. Ve göz yaşları dökülmeye başladı genç kızdan.. Ardından bağırmaya başladı yalnız bırakın beni..

Kapıdan çıkıp gitmek kolaydı, geride bıraktığı kişi her an kendine zarar verebilirdi.. bunu düşündü bunca karmaşanın içinde.. Bir söz istedi.. ama nafile. kapı kapandı "sabah cenazeme gelirsin" diyerek..

Aşağıya inmişti iki erkek budalası.. Kendi aralarında konuşuyorlardı.. telefonla da olsa sakinleştirmeye çalıştı genç adam sevgilisini.. ama nafile..

Hıçkıra hıçkıra ağlıyor balkonda.. ve soruyor yaradanına "Neden ben!! Neden!!!"

tekrar telefona sarıldı genç adam, aradığı telefonun altıncı katta aşağıya düşüşünü parçalarına ayrılışını izledi..

Artık o da ne yapacağını bilmiyordu. Onun gözünde oradan düşen telefon değildi.. aşkının intiharını izliyordu adeta.. ve sadece izliyordu.. bunun kendisine vereceği vicdan azabını o an bir ömür gibi yaşamııştı. bunu kaldıramazdı.. dayanmazdı zayıf kalbi.. beklemeye başladı sessizce.. görünmeyen ama hemen altında.. ömründen ömür gidiyordu genç adamın..

Derken apartmanın kapı sesini duydu ardından dış kapının sesi.. Beyazlara bürünmüş hızla denize doğru koşuyordu.. kucağında sarıldığı birşey ile..

Genç adam birden koşmaya başladı, aşkını yakalayıp sarıldı.. diz çökmüş birbirlerine sarılmış ağlıyorlardı.. dakikalarca..

Uzun süren caydırma konuşmalarının ardından, eve çıkmışlardı, ama hala hiçbirşey çözülmemişti.. Hem de hiç birşey..

Bu karmaşadan nasıl çıkacaktı genç adam? her zaman yaptığı gibi yine fedakarlı mı yapacaktı? Öylece çekip gidememişti bile..

Yatağına uzanmıştı beyazları ile genç kız, ağlıyordu.. Daha bir hafta önce nefret ederek ayrıldığı annesini anıyordu farkında olmadan.. anne!! anne!! diyerek ağlıyordu..

Beyaz ayıcığını istemye başladı ansızın.. Genç erkek bunu da yaptı, suyunu da getirdi, baş ucundan ayrılmıyordu.. İstediği tekşey aşkının kendine gelmesiydi..

Genç kız bir süre sonra kalktı, elini yüzünü yıkadı.. ardından balkona doğru yürüdü..birlikte oturdular bir süre.. ardından birer sigara.. Erkeksu almam için mutafağa gider.. geri geldiğinde masanın üstünde..

Beyaz bir sayfa.. üzerinde sevgiliye yazılmış bir kaç satır yazı.. acele karalanmış.. bi yere yetişmek istercesine..

İşte o an anladı .. aşağıda iken duyduğu hıçkırıkların anlamını..

Kağıdı aldı yazılanları okudu acele etmeden.. Kız elinden acelece aldı mektubu ve camdan aşağı attı.. Ardından yatak odasına geçer genç çift barışmış bir şekilde.

Birlikte sarılarak uyurlar gün ağarırken..


NARA - NE OLUR GİTME..


istanbul
hosting