|
25 Temmuz 2009, Cumartesi
saat: 04:14
Yazmaz oldum. Yaşamak telaşında es geçilen şeylerden biri belki sadece... Yaşamak, kendi özünde, kendi için var. Gariptir ki, yazmak da öyle. Aynı öz için var olan, hatta onu anlatan ya da anlayan ve onun için var olan... Bu iki kavramın böylesine çakışıklığının, ispatını bilmem kaçıncı kez yaptıktan sonra kendimce, kendimi anlatıp, kendime, dinleme zamanı gelmiştir kendimi. Ve bu zaman, kendi başınalığın bir tercihten öte, bir zorundalık haline dönüşmesi süreci... Zorundalıklar da türlü tercih ya da seçimlerin ürünü elbette. Yalnızlığın zorunluluğu bir süreçler bütünün sonucu yani. Evele, gevele.. Yalnızlık, zorundalık gibi siyah sözcükler girince araya öyle, gitmek, kalmak gibi kararlar alan ya da ne bileyim şarkı sözlerine, şiirlere anlamlar yükleyen, geçmişe kancalı, depresif bir ruh hali de değil mevzubahis olan. Yol sormak, bir önceki dersin nerede bittiğini hatırlamaya çalışmak, yapılacaklar listesinde gereken yerlere tik atmak gibi. Bu kadar somut olmasa da... Hatta biraz yorgun, yılgın belki ama umut dolu. | ||
|
|
||