25 Temmuz 2009, Cumartesi
saat: 23:47


dersler bitti. hatırladım. sigarama eşlik et dedi. neyin var? bişey yok, öyle yani.. sonra nuran abla'yı aradım. bi uğrasam olmaz mı? gel gel dedi. istanbul'un en sıcak günü biliyorum, ama dükkanın kliması var. saçları ahenkle danseden bebek'li kızlardan biraz çekindim. bakıyorlar ama sanki gözleri seni aşıp başka şeyler görüyor. bir hedef doğrultusunda acele etmeksizin, aheste aheste ilerler gibi bir özgüven. hamburger aldım, yiyesim de yok. ceviz içi satan adam aynı merdivenlere oturmuş. evler kıskandırır gibi, pek kuytu pek güzel. kaldırımlar daracık. burda benim gibi yayalara yer yok.
dükkanda beğendiğim takıları takıp takıştırıp aynalara baktım. sonra da biraz çocuk kitaplarına. nuran abla'ya biraz bişeyler anlattım, güldü. beni sıkıcı bulmayanlar da var. hımm. her söylediğimle birşeyleri ele verecekmiş gibi korkmadığımdan belki. yabanıl gözlerini bana diktiğinde o gün, yine korkmuştum çünkü bu, amazon ormanlarında bir keşif değil. ama "sen selcansın" dediğinde. o zaman beni tanıdığını sanıyorum.
hava sıcaktı ama boğazın rüzgarı efil efil. yürüyünce ilerlediğimi sanıyorum ama her gün başa sarılan bir kısırdöngüdeyim. içimde vızır vızır çalışan küçük insancıklar hayal ettim ve sanki hepsi birbirinin üzerlerine devrilmiş bir cesetler yığını bugün. hala yaşıyorum. ve yaşlanıyorum. bunun kötü bir şaka olmadığını kendime hatırlatmam gerek.
bi anda bütün algım, mantığım değişiverse, bir anda büyüsem. sen beni sev diye yapacağım birçok şey var, sen beni sev diye dürüst olacağım. şirinlik yapacağım. bazen tam tersi olacak, sen beni sev diye mutlu olabileceğim halde mutsuzmuş gibi yapacağım. belki tutunamayanlar edebiyağtına sığınacağım. sen beni sev diye. sev diye. bütün bu sayıklamaların ardından "saçma biliyorum" diyeceğim, ama söylediğime bir nebze inanmayacağım. hiç de saçma değil, hepsi gerçek. aklıma insan bedeni gelecek. kıllar, kıç deliği, tükürük, bok.. başka bir gün aynı bedeni düşündüğümde önünde eğileceğim. burnumu koltukaltını sokup bir köpek gibi koklayarak seni tanımak isteyeceğim. başka bir gün, kedi gibi kucağına kıvrılıp uyumak. düşünmekten kafam patlayacak, duygularım birbirine girecek. parçalanmış, yayları fırlamış bir saat geliyor aklıma.

insan bazen aptalca tutuluyor işte..

istanbul
hosting