|
26 Temmuz 2009, Pazar
saat: 04:13
Insanlarin yapmacikligini, ya da daha ciddi gorunmek gerekirse iki yuzlulugunu problem edecek yaslari gecmis olmam gerekiyor ama nedense bazi noktalarda takili kalmis bulunuyorum hala. Tam demek istedigim yapmaciklik degil aslinda, iki yuzluluk de degil. Yapmaciklik hani hissettigin gibi davranmamak, iki yuzluluk de kendi cikarlarin yalan soylemek gibi anlamlar tasiyor Ikisi ile de problemim yok su noktada. Yani dogru bulmuyorum ama ne yapayim, her kotunu pesinden kosup "yahu yaptigin ayip degil mi kardesim!" diyecek degilim. Uc paragraf ardindan problemimi aciklamak istiyorum. Belki de kose yazari olmaliyim, bos laflarima para verecek olsa biri hic hayir demem. Nasil, ayari da verdim. Aslinda problemim su; insanlar inandiklari seylere gercekten inanmiyorlar. Daha dogrusu hakkini vermiyorlar onem verdiklerini soyledikleri seylerin. Hani alsan karsina dinlesen adami zannedersin ki inandigi prensiplerin ilelebet koruyucusu, bekcisi. Ama hepsi sozde kaliyor, is icraate geldiginde ya da daha dogrusu is aslinda inandigin prensipler ugruna fedakarlik yapmaya geldiginde balon gibi sonuyorlar hepsi gozumde. Mesela mi diyorsun bebegim? Oh hadi de bana. de bana de bana, kanal de bana. De bana de bana de bana, kanal de bana. Hepinizin oldugu gibi (nasil, okuyucuya seslenis falan? Onemli hissettin kendini bakiyorum --Ed) benim de Facebook'ta super politik arkadaslarim var. Mesela super solcular var; gorsen nasil solcu. Herhalde iki bira icsem esliginde kendisinin o kadar gaza getirir ki beni cikip bankalarin duvarlarini falan taslariz, komunist partiye kaydoluruz. O kadar solcu. Secim donemlerinde olsun ya da alakasiz bir solcu (bak, burada da bok atiyorum) gazeteci ile ilgili hafiften bir gundem olustugunda aninda super bir aktivite olusuyor. Amma ve lakin bakiyoruz bu arkadasimiz ayni zamanda o kapitalist kopeklerin (sarkastigim, uzerim) duzenledigi bir jazz organizasyonunda en on saflarda uzerinde 5 TKP uyesinin 6 ay boyunca oglen yemek parasini toplasa anca alabilecegi kiyafetlerle beliriyor. Hayirdir diyorsun, seni solcu bilirdik diye. "Ne alakasi var abi?" gibi cevaplar aliyorsun sonra. Yok ama, alakasi var. Hemi de nasil var. Dur, corbami icerim ama once lutfen mesajimi milyonlara iletmek istiyorum. Mesela ben istiyorum ki gercek kapitalizm karsitlari kapitalizmin kendilerine sagladiklari hic bir imkandan faydalanmasinlar. Yok gercekten umurumda degil Nike giymeleri falan, ben daha derinlere inmek istiyorum. Mesela bir tanesini bile o kapitalist Almanlarin urettigi otobuse binerken gorursem kafalarina vurmak istiyorum. Eger ki gittikleri hastanedeki cihaz orospu cocugu GE tarafindan uretildiyse oradan pilini pirtlarini toplayip ayrilsinlar istiyorum. Rica ediyorum arkadasim. Lutfen. Go big or go home. Oh yeah. House'in bir bolumu vardi Afrika'daki TB hastalarina yardim eden doktorlu olan. TB or not TB. Haha sirinmis ismi. Neyse. O bolumde bir sahne vardi. Doktor Afrika'daki cocuklarin ilacsizligini (Turkce'me sokayim) gozler onune sermek adina kendine verilen ilaclari almamak gibi bir numara yapiyordu. House da bunun uzerine gaza gelip "Eger ki onlar gibi olmak istiyorsan tam olarak onlar gibi olman gerekir" diyerekten herifin telefonun tuvalete atiyor, televizyonu ve klimayi falan kapatiyordu. Adamim be. Go House. House: [Sebastian is refusing treatment] You are not the same as them. Your life is not the same, and you are cheapening everything they're going through by pretending you are. Oh yeah. Aslinda ilginc tabi. Su cumle ile de insanlarin neden farkli sekillere ve semallere soktuklarini kendilerini de aciklayabilmisiz. Dr. Gregory House: [about Dr. Sebastian Charles] Everybody does it. We are who people *think* we are. People think he's a great doctor so they give him stuff. Dr. Cameron: He *is* a great doctor. Dr. Gregory House: The reality is irrelevant. | ||
|
|
||