27 Temmuz 2009, Pazartesi
saat: 02:07


"SONUMUZ" ne kadar acayip bir kelime ne melem bir amaç... Bizim sonumuz yoktu. Peki sonu yoktuda bitiren, kaçan, aldatan neden oldun... Tam işe güce dirilmeye başladım. Sanki omzumdaki şeytanla dans ediyorsun. Bende ki yara kabuk tutmayacak hep inceden kanıyacak arada bir de denizden gelen rüzgarın tuz kokusuyla yanacak... Ama sen o kadar huzurlu bir şekilde yarayı derinleştiryorsun ki sendeki sadist gölge ile bende ki mazoist gölge cam kırıkları üzerinde lambada yapıyor.
Sonumuz yoktu. Sonumuz olmasını hep istedin ki sonlandırdın.

Nefret filan değil çünkü nefret benim intikamımı kamçılar. Çok garip bir duygu belki de bir ilk olsa gerek düşünüyorumda. Ben ki musalla taşında bir tabut görsem ya da cenaze arabası hüzünlenirim, rahmet okurum veya bir an ölümden korkarım... Ama senin kötü haberini alsam ne hüzünlenirim ne de korkarım. Tek keşkem bu şekilde hissetmeseydim. O kadar güzelliklerin ardından buna sen sebep olanda sensin... Çok ağdalı bir cümle demedin keşke bacaklarını ağdalasaydın. Neden rahatsız olmadığı merak ettiğini biliyorum. Bacaklarından öte kalbin kaktüs gibiydi. Ben bir kaktüsü uzaktan değil ilk gördüğümde korkmadan tutaarak sevmiştim. Ama çok ilginç sapan yaparken bir kıymık batsa dünyayı yıkan ben. Senden sonra gıkım çıkmadı kıymıkları daha derine itebildim...

eskilerden mini bir tirad


istanbul
hosting