27 Temmuz 2009, Pazartesi
saat: 18:14


yaz bitiyor paniğine girmek için pek erken diyemiyorum artık,can sıkıcı,yakında alarmlar çalmaya başlayacak.
ve yaz bitecek.

bazen çok fazla uyuyorum
sonra nefret ediyorum kendimden
beynim uyuşuyor.

10 gün kadar sürdürdüm hayatımda ilk defa uyku düzeni efsanesini.
akşamları 10 da yatıo sabah 8 de kalktım bir süre.
nasıl iyi hissettim kendimi,anlatamam.
ama günler çok uzundu,
bu da taşınabilir bir yük olmayabiliyor kimi zaman,yorgun bir beyne sahipsen eğer.

annemle babam boşandığından beri
ev işleri konusunda gerçek bi uzman olma yolunda olduğumu farkedip sırıtıyorum.
hiç zevkli omayabilir,ama eğlenmenin de yolları var.

taze fasülye konusunda
gerçek bir ustayım artık.
kimse inkar edemez!

temizlik hususunda babamın evi önce geliyor.
eh,orayı bitirince temizlik hevesim kaçmış oluyor
kendi evime gittiğimde
''acelesi yok'' diyiveriyorum.

annem için endişelenmiyorum.
başının çaresine bakıyor.
sadece daha fazla zaman ayırmam gerekiyor çünkü eskiden 1 saat ayırıp yanlarına gidiyorsam
şimdi 1 saat babama
1 saat anneme ayırıp gitmem gerekiyor.
gereklilik diil de,ihtiyaç diyelim.

görmeden duramıyorum.

benim için bol çeşit oldu.
bazı günler,abimlere,ordan annemin evine,ordan ecelere,en son da babama gidiyorum.
evime gittiğimde gece olmuş oluyor.kapım çok yani.
pek sıkılmıyorum.

iş konularında 3 yıldır ilk kez tembelliğe gömüldüm.
resmen,çalışmıyorum.
kaçıyorum her tekliften.
celil çalışıyor,ben beleş konserlere gidiyorum,filmler izliyorum,partilerde sürtüyorum onun sayesinde,farkettim ki bu daha keyifliymiş.bu da celil'in ve ekibin sonu oldu.

ağustos u kendi işlerime ayırmam gerekiyor.
bu yazı da üretmeden geçirirsem
kendime olan inancım sıfıra inecek.
buna katlanamam.
katlanırım da
katlanmamam lazım.

''iyi geceler'' den sonra başka oyun yazmadım.
hatta hiçbişey yazmadım.
son 3 gecedir pek hevesliydim yeni oyun için.
ama inanır mısın günce,yine ve yine
''yazmadım''.

bol bol burak ve deniz le buluştuk son zamanlarda.
bol bol içtik.
bol bol konuştuk.
bol bol şarkı söyledik.

burak iki tane resim sergisi açtı.
deniz bi hayli kariyer yaptı.
ben ışık işinden elimi eteğimi çektim.
yeni yollardayım...
selin mardin'de kostüm asistanlığı yapıyor,film çekiyorlar.
bir sürü
bir sürü bişey...

birşeyler rengini yitirirken
birşeyler renkleniyor.

hayat bu,bişey diyemem.

sık sık tartışıyoruz celil'le.
kimi zaman sohbetlerin sonunda ter içinde kalmışsam da ''zafeeer'' diye bağırırken buluyorum kendimi.
sonra hemen toparlanıyorum.
sanırım artık tartışmadan yaşayamayız biz.
fazla alıştık.
sevdik belki de.
vazgeçemiyoruz.

''sirk müdürünün kızı''nı okuyorum.
''iskambil kağıtlarının esrarı''na nazaran,düşük kaldığını düşünüyorum ama yine de ve tabii ki keyifli...

bir gece balkonumdan giren adama(adamsa eğer)
sesleniyorum,
artık korkmuyorum!ve tek yatabiliyorum!
sinek ilacım var başucumda,hadi
yine gel!

ve evet.
4 yıl bitmiş olabilir.
ama bu okulun bitece anlamına gelmiyor haliyle.
bitmiyor lanet.
bitmesin.
ama açılmasın da.
özlemedim hala.

uzun bir tatil yaptık güney'de.
yetti ve arttı sanıyordum ama
daha çok yorulmuşum aslında.
macera bize göre değil.
bunu kabul etmek lazım.

yakında anneyle kısa bir cunda turu
ardından babayla gökçeada.
bir buçukluk tekirdağ.
ve eylül de belki tekrar celil efendiyle güneye kaçış.

oysaki ben evimde de pek mutluyum.
öğlen kalkıp akşam üstü kahvaltı edip
bütün gece gitar heroe oynayarak
bir miktar kitap okuyup
melis'le sabaha kadar kıkırdaşarak
gün doğuşunu gördükten sonra
iç rahatlığıyla tekrar uyuyarak...

Mii'yi çiftleştirdim.
ama eşine aşık oldu
verdiğimden beri ağlayarak onu arıyor.
yapıcak bişey yok,
zamanla unutacak.ona aşk acısını ve ayrılığı bol bol anlatıyorum geceleri.beni anlamıyor tabii ki.
yaşayarak öğrenecek,o yüzden.
yapacak bişey yok.
annelik zor iş...
ve
umuyorum ki hamiledir.

belki bu gece yazarım.
bizim sahne için projemi de teslim etmem gerekiyor ağustos içinde.
arlecchino yaparım diye düşündüm.yorumlayarak...
maske işi yalan oldu.

''herşey''de yalan oldu sahi.
ramak kalmıştı dükkanı açmamıza.
babam el koydu
abim uslu dursaydı böyle olmicaktı
olsun umudumuzu yitirmiyoruz :)
biz hep yaramazdık...

adoş yaşlandı iyice.
13 yaşına giricek yakında.
ama hala kendini delikanlı sanıyor.
öyle ki kapı kapı gezip hepimizin evini bulup ziyate gelebiliyor.
patilerinin sesinden tanıyorum artık geldiğini.
1 hafta önce 5 çayına geldi bana mesela.
birlikte kuraiye yedik salonumda.
sonra gitmek istedi gitti.
hava biraz ısınında abimlere
serinleyince babama gidiyor.kısa ziyaretler için ise benim kapımı çalıyor.
annemin evinin yerini bilmiyor neyseki.
öğrenirse,yandık.
yol kavramı konusunda üşeniyor çünkü.
ey gidi adoş...
çello'yu annem aldı evden giderken.
en iyisi bu oldu.
tarihin en psikopat kedisi olabilceğini düşünmüyor değilim.onunla sadece annem başa çıkabiliyor.

sanırım tek ihtiyacım olan sonbahar
yeniden yazabilmek için.
ama söz vermemeliyim.
tembelim,bunu artık tartışmıyoruz.

ve evet.
yine akşam oluyor.

akşamlar olacak.
sonra kış gelecek.

alarm
alarm
alarm...















istanbul
hosting