28 Temmuz 2009, Salı
saat: 11:37


dayanılmaz yorgunluk yine her yanımı sarmış durumda.
insan bedeni enerjik olup türlü aktiviteler için dizayn edilmiş, çok açık ortada, lakin bu yorgunluk belası ile acayip bir duvar örüyorum, bu muhteşem nehrin önüne.

kimisi yorgunluk için psikolojik diyor ya, sanırım değil. bu durumda psikolojimin çok zayıf olması, en ufak etmende, kendisini kaplayan ince zarın deliniyor olması gerekirdi. ama yok, hiç bir psikoloji bu kadar zayıf olamaz...

yorgun bir bedeni en iyi ne besler ki? yorgun bir kafa? sanırım. hayatta hiç bir şeyin yerine oturmaması, yerine oturmuş sanılanların bir anda dağılması, bu beden-ruh cümbüşünün en önde gelen melodisi sanırım...

2-3 ay önceydi, en yakın arkadaşıma dedim ki, hayat göçmek üzere, sanki bir anda her şey yanacak, yıkılacak... hep zaten hayatımda en sevmediğim lafı kullanmak zorunda kaldım yine: ben sana demiştim. o halde "let the world burn"

her şey bir ders, bir etken, aynı zamanda bir sonuç ya, akla züğürt tesellisi tadında tek bir şey getiriyor.

küllerim yeniden yanmaz asla...

bir de modern zamanların en büyük lafı var ki yazmadan geçemem,

whatever doesn't kill you, makes you stranger...

istanbul
hosting