29 Temmuz 2009, Çarşamba
saat: 00:37




16 Temmmuz 2009

Alışıyorum bu ortama. Sandalye gibi, cam kenarındaki mermer gibi, morgun kapısı gibi bende buranın bi parçası oluyorum. Bütün gün volta atıyorum bu koridorda...

Günlerden Perşembe, yani Cuma Gecesi... Takıntılıyımdır, işaret ararım sürekli.
Daha bir ürkek bakışlarım. Kapının her açılışında yüreğim ağzıma geliyor, bakıcının gözlerinin içine bakıyorum , korkulu gözlerle. gülümsüyor "rahat ol" dercesine...


Acıların içinde yaşıyorsun, bağrışlar, çığlıklar...Yardımlaşmayı öğreniyorsun, küçük bir tebessümü özlüyorsun.


Dedim ya, alışıyorsun diye. Sandalyeler kuş tüyü yataktan daha rahat oluveriyor. Tilki uykulara dalıyorsun. İşte o gece tanıştım ilk ölümle... Gecenin dördünde bi küçük bir hareketlenme, uyanıyorsun bir ses " Yardım eder misiniz?" diyor. kalkıyorsun... Beyaz çarşafa sarılmış bir bedeni görüyorsun, normal bir şeymiş gibi...

Odadan dışarı çıktığımda "Ben naptım" sorusunu soruyorsun kendine ve sabaha kadar aynı soru beyninde dönüp duruyor. Tilki uykuna geri dönüyorsun.

Sinir sistemin tecavüze uğramış gibi. Hareketlerin yavaşlıyor, tepkilerin ortadan kayboluyor...

Yüzün yoktur Tanrı'dan bişeyler istemeye. Çünkü onun öngördüğü gibi yaşamıyorsundur hayatı. Dökülen tek şey "Hayırlısını ver"'den başka bişey olamıyor.

Belirsizlik her geçen dakika daha çok koyuyor insana...

Bekliyorsun...
Neyi beklediğini bilmeden...
Karanlıklar içinde...
Acılar içinde
Çığlıklar içinde...
Dağılmamak için zorluyorsun
Kendini...
Tutuyorsun....
.....
Tutuyorsun...



istanbul
hosting