|
29 Temmuz 2009, Çarşamba
saat: 16:05
"Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Cevaplar şimdi sana verilemez çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi yaşama meselesidir. Şu anda senin soruyu yaşaman gerekiyor. Belki daha ileride farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın" Beni bu kadar iyi anladığının farkına varamamıştım, ta ki dün bana hediye ettiği not defterine yazdıklarını okuyana kadar. Hissettiklerimizin aynı seviyede olması konusunda yarattığım o baskı yüzünden ona odaklanamamışım bir türlü. Aşık olurken çekilmez birisi oluyorum, Dün akşamı bile zehir ettim bir süreliğine, gereksiz agresifliğime ve onu kırmama rağmen bir defa bile elimi bırakmadı. Hissettiklerimi, yaşadığım onca kafa karışıklığını çözmeme yardımcı olan tek bir şey var bu aralar, henüz hazır değilim ama biliyorum benim hayatıma yön verecek olan o. Bana hediye ettiği kitapta tesadüf olamaz, Mevlana'nın Mesnevisi. İşte bu tevafuk. Her şey birbirine bağlı hayatımda. Dün yine o çemberin içinde olduğumu farkettim. İzmirimin her sokağını karış karış bilmeme ve bu şehre tapıyor olmama rağmen, İzmir'in en çok sevdiğim sokaklarından birisinde bulunan Asansör'e çıkmamıştım hiç. Bir sonraki adımınızda denize düşücekmişsiniz hissini yaratan o dimdik merdivenlerden, aşağı doğru yürüdük önce. Bu manzarayı seyretmeyeli ne kadar uzun zaman olmuş. Asansörde bulunan restorantın en güzel köşesisinden yer ayırtmış benim için. Karşımdaki manzara, sanki daha önceden bu anı yaşayacağımı bildiğim hissini uyandırdı. İtalya'dan dönmeden önce 1 yıl boyunca yaptığım tüm seyahatlerden fotoğrafları içeren bir video yapmıştım. Videodaki son fotoğrafta başladığım yere dönüyordum, İzmirime. İzmir'in en güzel fotoğlarından birisini yüklemiştim videoya son fotoğraf olarak, ve dün farkettim ki o fotoğraf gerçekten de benim oturduğum o masadan yerden çekilmiş gibi. Bir an o fotoğrafı, o an ben çekiyormuşum gibi hissettim. Başladığım yere döndüm, İzmir'deyim, o fotoğraf karesinin içindeyim ve şimdi yine aynı şehirden bir başka İtalya yolculuğuna çıkıyorum, Eylül ayında döndüğüm İzmirimden yine Eylül ayında ayrılıyorum. Tesaüdüfler tesadüfi midir yoksa tevafuki mi? | ||
|
|
||