|
29 Temmuz 2009, Çarşamba
saat: 20:25
İş saatlerinde ki boş ageçen zamanı verimli kılmanın bir yolunu bulamadım. Bulan varsa beri gelsin zaten. Acaba hayatımın sonuna kadar böyle mi geçecek. Sevmediğim işlerde sevmediğim ortamlarda sürünerek ve kendimi yıpratarak, kendimden yiyerek. dün sean peanin into the wildını izledim. enfes görüntüler eşliğinde üniversiteyi yeni bitirmiş bir çocuğun içsel dışsal gezginlik halleri. ailesine, para pul hadisesine, genel geçer değerlere sırtını yaslamaktan kaçınan bir Christopher McCandless. Alaska yolculuğunda ölmü ama, sızıp filmin sonunu getiremediğim için bunu da google tanrısından öğrendim ve bu akşam kaldığım yerden filme devam etme hayallerim tarumar oldu. ofiste kara çarşaflarla heyula gibi dolaşan bir kadın var. her seferinde önümden arkamdan geçtiğinde korkuyorum. nasıl insanlar bunlar. nasıl bir kadınlık onuru ne menem bir inanç mantığı.aslında inançla mantığı aynı cümle içinde kullanmamak gerek. inancın olduğu yerde diplemesine bir körlük ve sorgulamama hali var. sadece dinsel inançlarda değil, ideolojik anlamda da bu böyle. | ||
|
|
||