|
01 Ağustos 2009, Cuma
saat: 00:05
Saat 23:23 Alt komşum taş plaklarında birini takmış mazilere giderken, hemen karşı apartmandaki afacan yatmamak için evi birbirine katıyor. iki sokak ötede mahalle arasında bir kına var, mahallenin hemen başındaki çöp kutusunda bir kedi karnını doğurmakla meşgulken onu izleyen köpeğin farkında bile değildir. o anda dolmuş hızla insanları gidecekleri yerlere götürürken, tüm caddeyi gören apartmanın dördüncü katındaki yaşlı teyze acılar içinde kıvranıyor. sokağın karşındaki yeni evli çift romantizm yaşarken iki kat üstündeki yirmidört yıllık evli çift yine sudan sebepler yüzünden kavga ediyorlar, çocuklar içeri kaçarken... Ahmet Dayı yine erken başlamış mesaiye, balkonunda demlenirken, ambulans sesiyle duraksıyor ve devam ediyordu saat 23: 27'i gösterirken... Herşey ne kadar normal değil mi? Mutluluklar, acılar, hainlikler, munzurluklar, hayat koşuşturması....Ne yazık ki hiç birinin bir kaç saniye sonra olacaklardan haberleri yoktu... "Kedinin üzerine gelen köpeği farketmesiyle" başlayacaktı bütün herşey... Tanrısal bir gözle olayları görüyor ve neler olacağını biliyor olmak, bu olayları engellememe yetmeyecekti. Hem hangisine engel olacaktım ki! Engel olsam bile; herkes mutlu olacakmıydı? Herkesi mutlu edemezsin içlerinden birisi illa ki hoşnut olmayacaktı. hayatın aslında güzel olduğunu, ancak insanların bir türlü güzel olmayı başaramadığını gördüğümde, Gözlerimi kapamıştım saat 23:40'a geldiğinde... Ve arkama bakmadan uzaklaşırken, yüzümü semaya kaldırıp "Seni anlayabiliyorum Tanrım!" "Murat Yılmazyıldırım - Konuşmalar " | ||
|
|
||