|
01 Ağustos 2009, Cumartesi
saat: 13:42
çok üzgünüm be günce. hatta bir okadar da sinirliyim. nasıl bir dünyada yaşıyoruz a.k. diye haykırasım var bir ırkın neredeyse tamamen asimile edildiğini gördükçe. dün söyleyecek çok şey vardı kafamda. o filmi tekrar izledikten sonra. bury my heart at wounded knee den bahsediyorum evet. böyle mükemmel bir ırk bastırıldı tam anlamıyla. filmi tekrar izlerken daha önce de olduğu gibi sinirden göz yaşlarımı tutamadım. o amerikalı kanı bozuk orospu çocuklarının yaptıklarını gördükçe daha da sinirlendim. bu konuda kafamda o kadar fazla düşünce dolanıyor ki adam akıllı bir sıraya koyamıyorum bile. Zamanında bu ırkı bölüp birbirine düşüren büyük beyaz şef, aynı planı daha sonraları diğer ırklar için de uyguladı. her seferinde değişen tek şey kullandıkları silahlar ve bu silahların kullanıldığı insanlardı. vietnam, afganistan, ırak ve hala devam ediyorlar. sadece biz türklerin üzerinde uyguladıkları plan daha farklı yollarla uygulanıyor. Çünkü o ırkla aynı kanı, aynı hissi paylaşıyoruz. Biz onlarla kardeşiz. Ve bizim için kutsal olan tek şey üzerinde yaşadığımız toprek. Bu yüzden biz farkında olmadan bizi asimile ettiler. kendilerine benzettiler. artık bu topraklarda yaşayan çok az kişi bu toprakların değerini biliyor. yakında onu da alacaklar zaten. Ama şunu biliyorum ki. Çok yakın bir zamanda beyaz adam paranın yenmeyeceğini anlayacak. Son buffalo öldüğünde, son ağaç kuruduğunda, mavi gökyüzü solduğunda, son rüzgar estiğinde ve biz son nefesimizi verdiğimizde beyaz adam para adı verilen kağıdın yenemediğini anlayacak. Onun karın doyurmadığını anlayacak. Aslında onun bu topraklara sahip olmadığını, toprağın ona sahip olduğunu anlayacak. Ama çok geç kalmış olacak. Şu an şunu çok iyi biliyorum ki ölmeden önce yapmam gereken tek bir şey var. Kardeşlerimizi ziyarete gitmek ve özür dilemek. Çünkü hatalıyız. Evet daha önce dedelerimizin atalarımızın yaptığı yanlışlardan sorumlu tutulamayız. Ama sorumlu tutulabileceğimiz bir şey var. O da atalarımızın ve o beyazların atalarının yaptığı bunca şeyi bilmemize ve görmemize rağmen hala hiç bir şey yapmadığımız için sorumlu tutulabiliriz. Bu yüzden sinirliyim ve bu yüzden hüzünlüyüm. Hala bu ırkla birşeyler paylaşamadığım için hüzünlüyüm. Hala kardeşlerimizle bir paylaşım içinde olmadığımız için hüzünlüyüm. Biliyorum ki onların başlarına gelenlerin bizim de başımıza gelmesine çok az kaldı. Aynı acıları biz de yaşayacağız. onların başına gelenlerden ders çıkarmadığımız için. Onlara destek olmadığımız için. Bir koyun gibi sessiz sessiz üstümüze elinde bıçakla gelen büyük beyaz şefe bakakaldığımız için. Bu insanların dilinde bir toprak parçasına sahip olmak anlamına gelen bir kelime yoktu. Sadece bu topraklarda yaşıyoruz diyorlardı. Ve bunları ödünç aldık diyorlardı. Bir totem için ağaç kesmeleri gerektiğinde önce o ağaçtan izin alıp bir de özür diliyorlardı. Doğaya karşı böyle bir saygıları vardı. Ve şimdi bu haldeler. içim yanıyor... | ||
|
|
||