|
01 Ağustos 2009, Cumartesi
saat: 23:10
Duygusal Porno Rahatsız bir rahatlık vardı üzerinde çıplaktı esasında yorgun bir çıplaklıktı bu saçı başı dağınık bir halde imkansızlığından adım attı dışarda umutsuz bir hava vardı sanki kararsız ve kadersiz belliydi,tanrının canı sıkkındı biraz sanki suratı asılmıştı ve ağlamak üzereydi elindeki son balonuda kaçıp gitmiş çocuk gibi yağmuru bekler gibiydi o ama şemsiyesizdi göz göregöre sağanakta kaybolmak istercesine korunaksızdı geceyi ıslak sonlandırmak istercesine devam etti bilmeden sırıksıklam kayboldu,caddenin sonunu görmeden oraya nerden gidilir hangi sokakta yalnızlık kaybedilir bilmeden bir nefret vardı tam arkasında ona adım adım yaklaşan belki geçmişten gelen bir yara yasa dışı yalnızlığa kaçmış biri kendine yakışandan metrelerce uzakta koğuşlanan bir nefretti usulca arkasından yaklaştı ve onun azını sıkı bir şekilde kavradı yüzsüzdü o evet yüzsüzdü arkadan kural ihlali yapabilecek cesarette bir yüzsüz gece hıçkıra hıçkıra yağarken başkalarının elleri vardı onun ağzının içinde zorla kelimelerine gasp etmekte olan dili kendi ülkesinde ana dilini unutmuş gibi sessizdi sanki sevmişti bu yağmayı kaybeden olmayı kelimesiz kalıp yağmalanmış olmayı hiç yağmamış olmayı dilemeyi başa sarmayı hiç yaşamamış olmayı kaybolup gitmeyi nasıl kaybeden olunur öğrenmeden ölmemeyi istemişti. düşündü!!! daha vasiyeti bile hazır değildi sabah çiçekleri sulamıştı kitapları düzenlemişti binlerce not almıştı kahve yapıp kendine onu bile yarım bırakmıştı ama masanın üzerine koyduğu kağıda soluk harflerle bir vasiyet yazmayı unutmuştu. pişmanmıydı ? değildi hiçkimseye bırakacak hiç birşeyi yoktu son olarak kelimeleride çalınmıştı maziden gelen birileri tarafından neyse, duygusal açıdan canı yanmıştı ruhunda darp izleri hisslerinde ısırıktan dolayı diş izleri bilinçaltında çoçukluk gözyaşları sert bir pornonun final sahnesi gibi durgundu herkes yorgun herkes amaçsız herkes kaçışmış ama onunki bir farkla duygusal pornoydu yağmur yüzsüzce ıslatmaktaydı ortada birbirinden bağımsız iki kıta vardı sanki birbirini keşfetmeyi bekleyen biri yerde biri gökte göz göze gelememiş... derin not : Eğer ölürsem ki bu not eline geçtiyse ölmüşümdür çoktan kimsesizliğim sana emanet bil diye söylüyorum tanrı beni yağmurlu bir günde yaratmıştı ama ben onu yağmurlu bir gecede yedim... | ||
|
|
||