02 Ağustos 2009, Pazar
saat: 22:52


Man in the mirror.. Michael Jackson

Man in the mirror, dünyayı daha iyi bir hale getirmek isteyen ve bunun için kendini değiştirmekle işe başlaması gerektiğini bilen bir adamın ayna karşısında söylediği bir şarkı. Anlam ve ifadeleriyle dolu ve güç veren bir şarkı. Şarkının video klibinde afrikadaki açlardan tutun, savaşlara kadar bir çok tema işlenmiş. MJ den beklenen bir sorumluluk ve bilinç.

MJ'nin bu şarkısı bana yıllar önce çocukken hep kendimi daha iyi hale getirme çabası içindeyken sürekli geleceğe dair planlar yapıp bunu bir türlü gerçekleştiremediğim zamanları hatırlattı.

Herkes gerçekten de zor bir hayat yaşıyor. İçimizde hiç kimse ben keyif içinde yaşıyorum, hayatımda hiç bir sorun yok, herşey mükemmel diyemez. Bunu belki kısa süreli diyebilir ama uzun süre bu hali koruyamaz. Peki neden?
Batı kültüründeki "Tanrı dünyayı yaratmış ve oturup bizim acı çekmemizi gülerek izliyor" mantığı doğru mu yoksa ?

YOKSA

İnsanoğlu, tıpkı kokuda olduğu gibi belli bir süre hissettiği şeyi yokmuş gibi algılama hatasına mı düşüyor?... Para problemi olmayan insanlar tanıdım, hayatları heyecan,huzur ve samimiyet arayarak tükendi... Aşka aç insanlar tanıdım, sevecek hatta tapacak insan arayışı içindelerdi, buldukları her aşık onların en büyük imtihanı ve en büyük düşmanları oldu. Fakir insanlar tanıdım.... Sadece para arayışı içindelerdi. Son olarak inançlı insanlar tanıdım. Belli hedefleri amaçları olan (islama, hristiyanlığa, belli bir ideolojiye sahip), bunlar ise idealleri peşindeydiler. Aradıkları ise materyal şeyler değillerdi. Ve sanırım Fakirlerden sonra en şanslı grup bu gruptu. Yani idealleri olan insanlar. Zira ideali olan insan her gün yeni bir amaç ve yeni bir hedef için çabalıyordu. Her doğan güneş onu hedefine bir adım daha yaklaştırıyordu. Daha çok kitap okuyor, daha çok düşünüyor ve sahip olmadıklarına değil, sahip olduklarına odaklanıyorlardı. Hayata pozitif bir değer katıyorlardı. Her gün bir öncekinden daha çok kişi tanıyor, daha çok şey öğreniyor ve öğrendiklerini başkaları ile paylaşarak, kendi fikirlerinin ve bildiklerinin başka insanlardaki yansımasını da öğreniyorlardı. Farklı bakış açıları keşfediyorlardı. (burada bana farklı açılar kazandıran (isim vermem hoş olmayacağı için) Ankaralı, Antalyalı, Istanbullu ve diğer muhtelif illerdeki arkadaşları tek tek isim olarak anıyorum, her biriniz bana çok güzel şeyler öğrettiniz çok teşekkürler).
Hayatı güzelleştiren nedir diye soracak olursanız, göreceksiniz ki yeni şeylere sahip olmak değil sahip olduklarına farklı açıdan bakabilmeyi öğrenmektir. Ayakkabılarım yok diye ağlardım, ayakları olmayan birisini görünceye kadar.
Sahip olmaktan çok vermek insanı güçlü ve özgür kılar. Aslında aldıklarımız veya sahip çıktıklarımız değil, verdiklerimiz bizimledir. Duygu ve düşüncelerde de böyle. Siz karşılıksız sevdiğiniz kadar sevilirsiniz, fazla değil. Siz güzel düşündüğünüz miktarda sizin hakkınızda güzel düşünülür. Siz iyiliği yaydığınız miktarda, iyilikle karşılaşırsınız. Kimilerinin karma dediği şeye ben İlahi adalet diyorum. Ama illa da adalet beklemenin bir anlamı yok. Karşılık beklememeyi öğrenmek gerek. Bu sizi daha güçlü daha özgür ve çok daha daha kılacak.. Benim bildiğim sıfatlar bu dahayı ifade edemiyor ne yazık ki.
Hayata yeni bir başlangıç arayışındaydım demiştim. Hep daha güzele daha iyiye gitsin istiyoruz herşey ama bunun için gerekli bilinç ve gücü kendimizde bulamıyoruz.
Hayat çok basit aslında.
1) Moral olarak pozitif insanlarla birlkte olacağız, bize güç veren ve olumlu iyi güzel insanlar
2) Kötülüklerden uzak duracağız, anlatılmasından, yapılmasından vb. tamamen uzak olacağız.
3) Kendi kendimizi her gün değerlendireceğiz. Bugün ne yaptım? Yarın ne yapacağım?Ufak hedefler koyup o küçük hedeflere ulaşmaya çalışacağız.
4) Güç kaynakları bulup o kaynaklarla irtibatı koparmayacağız. Bize yaptığımız çalışmalarda destek olacak insanlardan (arkadaş, dost, sevgili, eş, anne baba gibi) destek alacağız. Onlar bize kendi kendimize söyleyemediğimiz ve etkisini yitiren şeyleri hatırlatacaklar ama sözde değil öz de.. Yani mesela. Kendinizin önemini unutuyorsunuz. Ve bu sizi güççsüz kılıyor. Annenize deyin ki "Anneciğim benim kendi kendimi güdülemek için bana çok güzel bir şekilde çok güçlü olduğumun söylenmesi gerekiyor, ama bunu farklı yapmalısın. Duygunu katmalısın ve olabildiğince farklı kelimelerle farklı söyleme tarzları ile söylemelisin. Ve bunu hissederek ve inanarak söylemelisin" . Annenizin gözlerinin içine bakarak onu kaybederseniz ne kadar çok şey kaybedeceğinizi düşünerek. ANNEMM SENI COOK AMA ÇOK SEVIYORUM. Diyin.. Öyle bir enerji ile diyin ki annenizin içi titresin. işte anne bu şekilde söylemeni istiyorum diye annenize demo yapın :D
5) Sevginizi abartın, şişirin sevginizi. Sevgi balon gibidir.. Ama bir zaman sonra o balonun bir airbag'e dönüştüğünü göreceksiniz. Airbag'in hayatınızda ne kadar önemli bir yere sahi olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Örn. Annem canım annem diye sarılıp öpün annenizi, kardeşinizi vs.. İnsanlar bilinçsizce bu yaptığınızdan çok güç ve enerji alacaklardır. Ne kadar sizden uzak olmaya ve yapmamanızı isteseler bile durmayın. Bu sizi de güçlü kılacak. Bir ışığı aynanın karşısına getirmeniz gibi yansıttığınız miktarda ışık alacaksınız.
6) Fiziksel olarak kendinizi yoracak işler yapın. Ev işleri, temizlik, spor vb.. Ama temizlik bunlardan en güzeli. Çünkü mekanların da insanlar gibi ruhları vardır ve o ruhlar temizlik yaptığınızda size daha samimi daha sıcak olurlar.. Kendinizi daha huzurlu ve güzel bir evde hissedersiniz..

Şimdilik aklıma gelenler bunlar..
Zamanla bunları arttıracağım..


istanbul
hosting