|
03 Ağustos 2009, Pazartesi
saat: 13:15
Çektiğim onca yol eziyetine ragmen değdi sanırım gidip-gelmeye.Her ne kadar mantıksız gibi gözükse de özlem insana böyle şeyler yaptırabiliyormuş.Şu iki günde öğrendiğim bir şey varsa o da "Truva truzim"i bundan sonra hiçbir şekilde kullanmayacağımdır. Bakınız ben de satış elemanıyım.Uçak bileti satıyorum. (dah bir sürü iş yapıyorum da konumla alakalı olanı yazayım :D ) Ve gelen yolcularıma "sen" dediğim görülmemiştir. Hele hele ağzımda sakız "eşek çukura düşmüş de çıkmaya çalışıyormuş" gibi ses çıkartarak çalıştığım hiç ama hiç görülmemiştir. Bu kadar saygısızlık,terbiyesizlik olamaz.Dahası da var. Servisleri beni 15:30 da taksim'den alacaktı fakat o da nesi servis gelemeyecekmiş. Bu bana 15:50 de söyleniyor ve benim otobüsüm 16:45 Başınızın çaresine bakın diyor gerizekalı satış elemanı.Vaktim daralmış,sinirim tepeme çıkmış,"bu böyle burada kalmayacak" deyip koştura koştura otagara yetişmeye çalışıyorum. Uzatmayayım efenim 16:46'da otobüs içindeyim kan-ter içinde. Ama Mürefte'ye varınca,bizimkilere kocaman sarılınca geçti bütün sinirim. Dün 17:00 otobüsüne binip geri döndüm(dönüşte de yine truva ile ilgili kötü anılarım oldu ama yazıp daha da sinirlenmeyeyim) Şimdi ise yorgunum ve kafamda bir soru: "Sen perşembe günü Eskişehir'e gideceksin,pazar günü İstanbul'a dönüp aynı gün Tekirdağ'a gitmeyi düşünüyorsun.Peki buna dayanabilecek misin?" "otogarların pis kokulu bekleme odalarında geçti gençliğim :p" | ||
|
|
||