05 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 17:48


Sabah öfkeyle uyandım. Çünkü ayağımı hala kullanamıyorum. Müthiş bir ızdırapla günün ilk işi olan kahvemi hazırladım. Tekrar yatağıma geldim. Annemler hastaneden gelince doktora gideceğiz. Bir müddet yürüyemeyeceğim gibi görünüyor. Çatlak filan var herhalde ayağımda. Karmaya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Mutluluğa her yaklaştığımda illa ki bir kötülük yaptığı ve her şeyi başa sardığı için karmanın yanaklarından öpüyorum. Her ne zaman işler bombok yürüyorsa benim dışımdaki dünyanın ne kadar mutlu olduğunu görmem için bütün imkanlar sağlanmış oluyor. Kıskanmıyorum, öfkeleniyorum. Dünya bir şekilde kendini eğlendiriyor. Ve ben "kafamı balkona çarpsaydım ölebilirdim" ile kendimi avutmaya çalışıyorum.

Bir hayal kurdum ben. Ayağımı yamultmuşum, yürüyemiyormuşum. Lost'taki Jack kardeş beni kucağına alıp merdivenleri çıkarıyor Hüsrev Gerede'deki eve. Orada tek başıma yaşıyormuşum. Sonra öpüyorum onu. Tabi Jack değil kendisi, iş arkadaşım. Sonra 15 yaşında mıyım neyim dedim.

Bu hayalden sonra da aklıma 2007'nin yılbaşı geldi. Şarabın etkisiyle biraz çakırkeyf olmuşum. Gökhan diyorum, kimse beni döndürmedi kucağında. Yeni yıla girdiğimiz saniyede döndürüyor beni havada.

O günle ilgili günce yazmamışım, yazdığımı da hatırlıyorum. O sırada da birkaç güncemi okudum. Hep küçük şeyler peşinde koşmuş, hep ciddiye almaya çalışmışım bir şeyleri. Bu huyumdan vazgeçtim, midem kaldırmıyor artık.

 
hosting