|
05 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 20:17
"İnsan pekala istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez" Gerçekten ; neye göre istiyoruz? ve nasıl karar veriyoruz? Gelecek hayalimizin ne kadarı toplumun bize dayattığı hegamonyalarla şekillenmiş? Çoğu kez karar aşamasında kalıyoruz, çalışacağımız işi ; beraber olacağımız insanı ; yaşayacağımız evi, yaşamak istediğimiz hayatı seçerken karar veriyoruz.Üstelik her seçiş diğerlerinden vazgeçiş oluyor. Mükemmeliyetçi bir insan için vazgeçtiklerinin neden olduğu pişmanlık ; sahip olduğunun verdiği mutluluk ve tatminden daha büyük olabiliyor. Vazgeçtiklerimize üzülürken hangi kriterleri kıstas alıyoruz? Arkadaşlarıyla ,hayatındaki erkekler hakkında değerlendirme yapan bir genç kızın iç sesine kulak verelim: A kişisiyle beraberliğimde ; bana yaklaşımı ; kendimi çok değerli ve güzel hissetmemi sağlıyordu, kültürel birikimiyle, aldığı eğitim ve aile yaşantısıyla, gelecekten beklentileriyle, zevke düşkünlüğüyle, maddi kazancıyla ;ortak bir yaşamı paylaşabileceğim insan olduğunu düşünüyorsam da; B kişisi, kültürel farklılıklarımıza rağmen; ahlaki duruşu ; kişiliği , idealleri ve sadakati ile, tam bir güven teşkil ediyor, bağlılığı ve aşırı sevgisi ile ; mutlu bir beraberliğin temel taşlarını taahhüt ediyor. Bu ikilendirmeye gidilmeden önce adaylar elbetteki temel değerlendirme aşamasından geçmiş, gerek fiziksel görüntüleriyle, gerek zekaları ve kişilikleriyle belirli bir alt barajı sağladıkları toplumca ve genç kızımızca(dişiliği ve zekası sayesinde yüksek bir alt baraj talep etmektedir) onaylanmıştır.Bundan sonrası karar aşamasına kalır, ısrarcı adaylardan birinde karar verilir, olası başarısızlık ; gelecekte TECRÜBE adıyla taçlandırılmak üzere , anılar klasörüne başarıyla kaydedilecektir. Olası mutluluk da elbette söz konusudur, geleceğin neler getireceği elbette bilinemez. Zaten olası mutluluk nedir? o büyük giz gizini ebediyete kadar koruyacaktır. Bugünün değer yargıları; kişilik bozuklukları, kişisel eksikliklerimizle, tatminsizliklerimizle, ego, hırslar vb dürtülerle yapılan seçimler bizi nasıl bir mutluluğa götürür ? Tüm bunlar soru işaterleridir. Soru işareti olmayan bir tek şey vardır, bir insanı karar vermekten bir tek şey kurtarır o da "aşk"tır, çünkü hiçbir din dil ırk baraj maraj dinlemez ; onulmadık yerde, umulmadık zamanda çıkar karşınıza; ve onun karşısında el pence divan durursunuz, bir yandan sizi tüm hayattan çekip alır, bittiğinde ise soğuk bir tokat gibi bu acımasız dünyevi mücadelenin içerisine atar, sırt üstü hızlıca düşerken ne kadar canınızın acıyacağını hesaplayamazsınız, düşerken sadece ne kadar mutlu olduğunuzu, onu ne kadar çok istediğinizi, onunla bir dakika için tüm hayatınızı verebileceğinizi, tüm sevgi ve şefkatinizle varlığınızı uğruna adayabileceğinizi düşünürken ;aniden çarparsınız yere, o acımasız 5 aşamalı toparlanma süreci ayrı bir yazının konusu olabilir ancak ; kabullenme ve önemsizleştirmeden sonra yeni bir yolculuk başlar, Yürümeye başlarsınız.A ,B,C......Z kişileri gelir gider hayatınıza, siz de sizi neyin mutlu ettiğini, "gerçek mutluluğun" ne olduğunu, kim olduğunuzu, yaşama amacınızın ne olduğunu ve nereye doğru yürümeniz gerektiğini düşünürken, aniden O gelir, yakışıklı ve havalıdır , playboy havası vardır ama sadakat sözü verir , duygulu ve sportiftir!, bilinçaltınız aniden "what a nice boy ! lets make love baby" sinyalini verir, seçim yapılmıştır. karar verilmiştir, A bu karar aşamasının kazananı olmuştur, sizde sahne sizin sanarsınız ,pek de önemsemeden yürümeye devam edersiniz. Fazla sarsmadan ... Biryerlere varmak gerekiyor muydu, pardon? | ||
|
|
||