07 Ağustos 2009, Perşembe
saat: 00:10


"beyaza keser gibisine yedi renk,
birleşiyoruz sessizce..." diyor edip cansever.

"ve yaşam,yalnız rüzgar,yalnız gökyüzü,yalnız yapraklar ve yalnız hiç değil mi?" diyor pavese ve tabii tezer özlü.

"chanson juste pour toi
chanson un peu triste je crois.." diyor carla bruni. ayrıca şunu da diyor:
"Tout le monde a une seule vie qui passe,
Mais tout le monde ne s'en souvient pas..."
..

diyor ki turgut uyar:
"ilaç milaç bok püsür
şuramda bir şeyler var
sahiden bir şeyler var
haykırmadan anlatamam."

cemal süreya diyor ki:
"bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz,
bir yanda sirkecinin tiren dolu kadınları.."
il n'y a pas d'amour hereux şiirini tahsin saraç "mutlu sevi yoktur",orhan suda "mutlu aşk yoktur",cemal süreya "mutlu aşk yok ki dünyada" diye çeviriyor.louis aragon'sa elsa'nın gözlerinden ve elsaya ne kadar deli olduğundan bahsediyor.

ataol behramoğlu, yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var diyor.

özdemir asaf "hiç de kendinden değil,kendini bu kendin sanışın" derken, can yücel "ben hayatta en çok babamı sevdim" diyor.jacques prevert umutsuzluğun bir bankın üzerine nasıl oturduğunu anlatıyor ve bir kuşu çizmek için neler yapılması gerektiğini.

dario moreno, "tout l'amour que j'ai pour toi c'est brulant comme un feu..." diyor. ayrıca mikonosun martılarından da söz açıyor.

bunlar süregelirken, yann tiersen "açıklama mektubu" isimli şarkısında daktiloyu vurmalı çalgıymış gibi kullanıyor ve daktilo sesiyle harikalar yaratıyor.fazıl say paganini çeşitlemeleri yapıyor,idil biret'e göre klasik müziği jazzifiyeleştiriyor.

ve birileri hala maliyetleri düşürüp karları arttırmaktan bahsediyor.hala bunun için çalışmalar yapılıyor...caddebostandaki migros'ta biraların yerlerinin değişmiş(girişe en uzak bölümde) olduğunu görünce akıllara "kahraman bakkal süpermarkete karşı" oyunu geliyor.
sait faik "kiraz mevsiminin para kazanmak değil,sevişme vakti olduğunu" ileri sürüyor.

ama lütfen artık şevval sam bu kadar güzel "söyleyemem derdimi,kimseye..." demesin,ve lütfen inleyen şu kalplerin seslerinden,ve saklanan gözyaşlarından bahsetmesin.

bu arada işletme psikolojisi diye bir kitap da yazılıyor.kara kaplı.herzberg'e,maslow'a değiniliyor.

diyorum ki ben:
belki de tanrı
herzberg'i ve motivasyon teorisini bilen tanrı
insanlara sorumluluk duygusu aşılayan
din olgusunu vererek
onları daha başarılı kılmaya çalıştı?

tüm doğayı organize eden tanrı,
organizasyon sosyolojisinden habersiz olamazdı...


istanbul
hosting