|
13 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 00:19
ve yine gece olunca düşer aklıma birer birer sözcükler; oyunbaz perilerin fısıldadıkları açık penceremde salınan tülün süzgecinden geçerek gelir kulaklarıma yanağımı okşayan esintityle... bir elimde yüzüne ilişkin son anılarım ötekinde bir divit kalem. hokka olarak bir bakır çanak, mürekkep diye taze kan. kuruduğunda üzerine yazdığım ipek kağıttan hiç silinmesin isterim yitirdiğimiz güzelliklerin beynimizde kalan son zerrecikleri. ve sonsuzluğa yazarım perilerin fısıldadıklarını bizim unuttuklarımızı onlar tutarlar akılda, gün gelip de böyle kabuğumuzu kaldırıp yaramızı kanırtırcasına. | ||
|
|
||