|
13 Ağustos 2009, Perşembe
saat: 14:18
beynim boşalıyor, çalışırken geçen zamana yazık. insanların bakışlarıyla yaralanan zamana yazık.yeni bir başlangıç yapmak gerek. ilk iş burdan çıkmakla olacak,tamamen mutsuzum. işin işleme tarzından,insanların kabalıklarından,cehaletlerinden .o burda olmasaydı bir dakika duramazdım herhalde. geçen gece evde frekansların değişmesinden müteakip yol durumunu gösteren bir kanala evrilen bilmem hangi kanalım zincirlikuyu tarafını gösterirken, işten çıkartılıp dalgın ve yorgun gözlerle ne izlediğini anlamadan bakacağım televizyonda onu özleyeceğim geldi aklıma.her mekan kafamda bir aşk yarı aşk özdeşleşmesiyle baki. kaş birisi, hasköy birisi,özellikle istanbulun her bir milimetre karesinde bir anım var. gözyaşlarıyla ıslattığım köşebucaklar, mide bulantılarım, gönül yangınlarım,asabiyetim,eski askeri çantalarım ve spor ayakkabılarımla arşınladığım her bir yerde,geçmişin hayaletleri gibi peşimi bırakmayan insanlar,benim insanlarım...ölülerini sırtında taşıyan insanlardanız demiştim işte bu doğru. oysa ben nefes almak istiyorum,nefes almak harici belki de hiçbirşey istemiyorum.aşkın kimyası havaya bir koku salar mı. ilgilenilen, aşık olunan insan bunu anlar mı.neden bu kadar zarif olmak zorundaysam. bırak kim nasıl içerse içsin kahvesini bundan sanane. eski zaman insanlardanız ve bir eski zaman insanına yapılabilecek en büyük kötülük onu yeni zamanların kucağına atmak oluyor. | ||
|
|
||