15 Ağustos 2009, Cumartesi
saat: 11:57


dostum!
sokucam bi tarafına bu içimden beynimden geçen düşüncelerin! amma dram amma melankoliğe takılıp kalmışım yaa.
yeter artık!
hayatın yani benimkinin böyle salak şeylere takılıp kalmasından! salak insanlar etrafında kilitlenmesinden ya pardon kimse salak değil aslında gerçekten! sadece birilerine takılıp kalmayı sevmiyorum. bıktık bu hallerimden! dünyada olan biten onca şey var güllük. derdim her sabah düzenli gazete okuyabilen biri olmak değil ya da haberleri takip eden dünaynın her anını yakalamaya çalışan biri olmak filan değil. sadece kendimden başka şeylere daha bir ilgili daha bir vakit verir olmak istiyorum. ama öylesine saplanıyorum ki abuk gönül durumlarına. işte hakikaten tam o anlarda bu salak kalbi söküp atasım geliyor. farkında mısın uzun zamandır en çok kurduğum cümle bu! "kalbimi söküp atasım var!!!" e sıçacam artık bu kalbe!!! bıktm lan kendimi analiz etmekten ve edilmekten. hay sokacam en sonunda gerçekten!


şimdi tamam mantıklı olumlu farkında biriyim ben di mi? yani ister istemez kıyas yapıyorum ve seviyorum canım kendimi. öyle önüme konanı kabullenip yemektense onun ne olduğunu sorgulayıp nerden neden geldiğini bile bilmeye çalışıyorum filan. ok. ama sonra napıyorum. yani beynimin için binlerce milyonlarca çoğuna lüzumsuz gelen bilgiyle dolu. ki kendi düşüncelerime hiç girmeyelim ballim! ee ben napıyorum o bilgilerle? orda burda ona buna hava atıyorum... valla bak yapıyorum bunu ve bunu yaparken de pis bi zevk duyuyorum. huh çekiyorum her yanıma. idyotsunuz oolum açın biraz ufkunuzu genişletin diyorum. sanki onlar da bilseler ne olacak ki?

yapmak istediğim onca şey arasında en sonunda gerçekten en çok yapmak isetediğim şeye karar verdim. yapıcam. içimdeki sesim "sanırım"lıyor. "belki"liyor! e işte bak boşuna demiyorum aptalım ben diye. hala bi gerileme isteği var içimde...

hey Yarab! ve nefesin bi adedi... güç diliyorum bu kez en çok. kendimle başedebilme gücü. kendimi alt edebilme. kendime bi haltlar öğretebilme. kendimi gerçekten sevebilme. kendime kızmaktan vazgeçebilme. ahanda işte canımmmm! bütün olabilmeyi diliyorum bu kez...

hade bakalım...

öper ben seni.
hah bi de fark ettim ne zamandır şarkı vermemişim sana dinleyesin diye!
buyur can;
It's difficult not to worry about what happens next... diye başlar...
Songs Ohia - Tigress

saat: 12:16

hah bu arada bu gün güzel bi gün. sabah acı kahvemle başladı :) hani benim o en sevdiğim sabah şekli ;)
akşama Gaye nin yurda dönüşünü kutlayıp hoşşşşşgeldin yapıcaz. çok kalmayıp eve dönücem zira yarın bahçemde mangal partisi yapıciiz pek muhterem arkadaşlarımla.

şu esnasa son ses abuk ama şahane şarkılar dinlemekteyim. kalkıp evi temizlemem yarına hazırlık yapmalıyım. yapıcam onuda söz.

avatar geliomuş vizyona ona bakıyorum bi yandan imdb de. 21 inde özel gösterim varmış.

hah bak yaa bi de hayatımın en güzel yazarlarından biriyle tanıştım ablam saolsun! hem kendisine ekim gibi bir sempozyum yapılacakmış cennetim santralimde o vakte kadar tüm kitaplarını okuyabilmeyi ödev verdim kendime.

o geri zekalı kadından sonra ( Elif Şafak!) bir daha üstüne para verilmediği takdirde hayatta okumam vaktimi yedirmem öldürmem o kadınla. onun o beceriksizliği! Güzelim Mevlana yı Caaanım Şems i anlatmasa bir an bile devam edemezdim ya neyse... mis missssss... edebiyat bu lan diyorum. kitap dediğin böyle yazılır! kelimeler ancak bu kadar güzel seviştirilebilir de ortaya böyle güzel cümleler çıkar diyorum... Yusuf Atılgan... Aylak Adam ı okuyorum. pardon yutuyorum. yudum yudum içiyorum sindiriyorum... aşık oluyorum adama. olsa ya böyle bi adam yapışırdım peşini bırakmazdım! beni sev beni sev bi tek beni bak ben yeterim sana derdim... cümlelerine o beyninin içindekilere kurban olduğum adam. Aylak Adam... ayık adam, sarhoş adam... Hey Yarab! naptın nerelere gönderdin böylesini?

neysee....
kaçsın Ek. işi var çok.
çalan şarkı gelsin sana; Get me away from here I'm dying - Belle&Sebastien ;)))

istanbul
hosting