16 Ağustos 2009, Pazar
saat: 02:16


Aslında bunun ilklerle alakası yok, aslında bunun yaşanmışlıklarla alakası yok, bu tamamen bizim ne kadar anlamlandırdığımızla alakalı, bu tamamen bizim ne kadar istediğimizle alakalı.

İnsanlar, her zaman duygularının esiri olup, başka insanları kendi yarattıkları kalıbın içine sokarak yapmaya çalışıyor o keki. Fakat o kek, şekli güzel çıksa da fırından, bu güzelliği sağlamaya çalışırken tadı için uğraşmayı unuttuklarını sonradan hatırlıyor insanlar.

Birisini üzmek ile sevdiğin birisini üzmek arasında hiçbir fark yok aslında, fakat insanlar bunun farkında değil, aslında her şey aynı, sadece herkes farklı, fakat o farklılığın içine girdiğinde, bu sefer herkes gözünde aynı. Aslında sadece gözlerimizi açmayı deniyoruz, ve bir başkası gelip bizim yerimize açtığında, O bizim tanrımız oluyor, ve başka hiçbir şeyi görmüyoruz. Çünkü aslında o kişi, gözlerimizi açmıyor, içine kendisini koyarak geri kapatıyor, ve görebildiğini iddia eden biz insanlar, önümüze konan manzara sayesinde kör olmadığımızı iddia edebiliyoruz.

En sonunda her şey bir güç savaşı haline dönüyor, çirkefler kazanıyor, iyiler mutlu oluyor sonradan elde ettikleriyle, çünkü sahip oldukları yorgunluk onları en basit şeye bile kendini teslim edebilecek konuma getiriyor.

İlginç şu insanlar. Hiç kimse istediğine sahip olamadığı halde hala herkes bir şeyler istemeye devam ediyor.

Ha bana sorarsan.. Tüm bunlar saçmalık. Bir şey istemeye gerek yok, her şeyi geldiği gibi yaşamalısın, ve istediğini yapmalısın. Yoksa zaten, bir anlamı yok.

Lunapark =)

İnsanlar, başkalarının kıçlarında gördüklerinde kakaya bok demeye başladılar..

hf =)

istanbul
hosting