18 Ağustos 2009, Salı
saat: 10:21


büyümeyi herkes beceriyor o veya bu şekilde. en güzel örneği de mola yerinde bağırıp çağıran 50 yaşındaki ayarsız adamlar oldu bu düşüncemin. önemli olan ne kadar olgunlaşabildiğin. çocuk kal ama olgunlaş kural bu.

bazen özür dilememen gerektiği halde özür dilediğinde,
haklıyken hakkını susarak savunduğunda,
herşeyi duymadığında,
vardır bir derdi diyip insanları anlamaya çalıştığında,
sabretmeyi öğrendiğinde,
geçmişe döndüğünde geçmişte yaşamayı arzulamak yerine bu anı yaşamaya devam ettiğinde ve bu anı dolu dolu yaşayabildiğinda,
anlayış göstermeyi öğrendiğinde,
vay benim egom incindi diyip hır çıkarmadığında,
içindeki en büyük şeytanın ego olduğunu gördüğünde,
seni ezmeye sana hakaret etmeye çalışan bir insanı ufak bir gülümsemeyle geçiştirdiğinde,
kendini ne durumda olursa olsun sabredip bırakmadığında,
düşmanını düşmanın olduğunu bilerek sevdiğinde,
dostlarının da bir gün düşmanın olabilme ihtimalini kabul edip onları bunu bilerek kabullendiğinde,
herkesin seninle aynı düşünmesi gerekmediğini bildiğin ve bu düşünceyi hayata geçirebildiğinde,
insanların yüksek egolarına gülüp geçtiğinde,
her bokta önce ben demediğinde..

yavaş yavaş pişmeye başlıyorsun demektir.

ve ben anladım ki, bunun için en sevdiğinden vaz geçebilmen gerekli bazen.
benim tiyatrodan vazgeçtiğim gibi.

çünkü bazı gidişler dönüşleri daha kuvvetlendirmek içindir.

seneler önce bir erkek arkadaşım beni çok sevdiği halde benden giderken - ve bu gidiş çok uzun sürmüştü - bana son olarak demişti ki,
'ben gidiyorum. sana bak bana bak. okulu uzattım lise uzadı. üzüyorsun. üzülüyorum. seni de üzüyorum. hayatımı düzene sokup umarım bir gün karşına çıkacağım. bu 4 hafta olur 4 ay olur 4 sene olur bilemiyorum. belki de hiç olmaz. ama hayatımda gerçekten var olan iki kadın var biri sen diğeri de annem. çok değerlisin ' dediğinde hıçkırıklara boğulup telefonda ondan nefret etmiştim. ama o, arayıp sormayı ve ya bi şekilde benden haber almayı hiç bırakmamıştı. - aynen benim gizli gizli yaptığım gibi kabullenmeliyim- ara sıra netten ordan burdan -senede bir falan - kendini hatırlamasının ve istanbulda karşılaşmalarımızın dışında hiç konuşmamıştık bile ve cidden bilinçli ya da bişinçsiz 4 sene sonra çıktı karşıma. sonrasında güzel şeyler yaşadık, yeniden sevgili olmadık ama ne onun beni unutmadığını ne de benim onu unutmadığımı gördüm. ve şimdi hayatımda senelerdir var. uzak da olsak, 40 yılda bir de görüşüyor olsak - senede 5 6 kez 40 yılda bir midir bilemeyeceğim - ben ona DOST olarak çok değer veriyorum ve onun da bana verdiğini biliyorum. aramızdaki çocukca ilişkinin elbet bu zamana kadar biteceği belli idi buradan bakınca ama onun o gidişi bizi asla kopartmayan bir bağ oldu. şimdilerde ise dost olarak yanımda istediğim yegane insanlardan biri ve varlığından çok mutluyum.

bunları düşündüm yolda.
tiyatroya daha güçlü daha özügr dönebilmek için terkediyorum şimdi onu. her gece rüyalarıma girse de, her an kararımdan vazgeçmek için uyansam da sabahları, iradeli olmalıyım. yoksa ben ondan nefret edicem o beni üzücek.


ailemin beni nasıl şımarttığına şahid oldum.
babamlar konuşmalarımı duymuş olucak tiyatroyu bırakıyorum ben çalışmak için dediğimde ki, ve ne kadar üzgün olduğumu uyandığımda görmemelerine imkan yok, dün otobüse binmek için terminale giderken, kızım hedeflerinden uzaklaşıcaksan bırak çalışma dediler. ama hayır alakası yok.ç olursa köpek gibi çalışıcam o master - sevmesem de - biticek ve ben yeniden doğucam. daha sabırlı daha azimli ne istediğimi daha çok bilerek.

hayatta hiç bir şey için geç değildir.
önemli olan kararlılıktır.
ve bir bilemeden iki sene sonra istanbulda olucam evet.
istanbul olduğu için değil, hedefimde ilerlemek için.

yapamam korkularımı yenmek kendime inanmak ve daha güçlü olmak için.
kendi ayaklarımın üzerinde durmak için.


utkuyu çok özledim.
istanbula taşındığımda umarım o hala orada olur.
ekürisiz bir cadde bostan sahil içmesi ve dertleşmesi istiyorum kendisi ile en yakın zamanda.

tabi bunun için o kadar aramışken bir geri dönmem ve artık bir konserine gitmem lazım.



hayat süprizler ve mucizelerle dolu.
her doğan gün ise başlı başına bir mucize.


- çok iyimser oldu lan son cümle. aman neyse ne.-

istanbul
hosting