19 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 00:59


hazzo pulo'dan biri oturdugumuz masaya yaklasip "ah sen 'o'sun" diyerek yillar once benle nasil tanistigini anlatti. son uc senede ayni mekani ziyaret edemedigim goz onunune alinirsa gururumun neden oksandigini anlamak zor olmaz saniyorum.
ahmet, dun salih'in okumami onerdigi kitabi getirmisti. 34'unu bitiren bu arkadasimin babasi hala 'neden parani buna (kitaba) harciyorsun' diye kendisini azarlamakta imis. babam da kimi haftasonlari prova ya da sinava gitmek zorunda oldugum icin kafasi kesilmis bir tavuk gibi anlamsizca etrafta kosturup cevreyi rahatsiz ettigim icin canima okurdu. sadece bundan degil baska sebepler de bulurdu. mesela bugun daha pazar gununu beraber gecirdigimiz halde arayip 'neden babani aramiyorsun/gormuyorsun' diye beni azarlamaya yeltendi. hayir, kendisini gormek istesem aramaktan aciz degilim. demek ki boyle bir ihtiyacim olusmamis. kaldi ki geldigimden beri kendilerine ait bir nesneymisim gibi ailemin cevresinden ayrilamadim. sevgilinin ozlemi gogsumde agirlasirken bu haftayi da burda gecirecek olmayi kendi secimlerimi takip edebilecegim dusuncesiyle kabul ediyorm. ama nedense insanlar durmadan birbirlerinin 'ozne'liklerini ellerinden almaya kilitlenmis, mutlulugu baskalarinin hayatlarini ve tercihlerini yoneterek/yonlendirerek elde edebileceklerini ummaktalar.
ne olur biraz kendinle ugras.



ulan sevgilim, hicbir isime karismayisina bayiliyorum.

istanbul
hosting