|
19 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 16:40
Bir Otogar/Asker/Dumur Hikayesi Nacizane bir Altınoluk yolculuğunun ilk adımıydı Esenler Otogarı... 103 no'lu peron kapasitesini deli gibi aşmış... Sebep; asker uğurlaması... Ben çantamla bir kenara sığınmış 23'te kalkması gereken otobüsümü beklemekteydim... 23 oldu 23:15 Asker sayısı oldu 35! Asker uğurlamak nasıl olur bilirim...Az kuzen göndermedik memleketin kuzeyine, güneyine vs... Gözlerimiz dolar, sağ sağlim gelmelerini dilerdik taa yürekten...! Ama dün gece gördüklerimle dehşete kapıldım.... Hani daha önce görmüşlüğüm vardı askere giden gencecik çocukların havada 3 takla atacak kadar arkadaşları tarafından fırlatılışlarını... Ama darbuka eşliğinde göbek atarak asker göndermenin anlamsızlığı ile dün gece sersemledim... Hüsnü Şenlendirici'nin darbuka haliydi askeri eğlendirerek askere uğurlayan... Genç bi kız bu anları kamerasına çekip ölümsüzleştirme peşindeydi sırıtarak... Hele sloganlar... Dehşete düştüğüm sloganlar... Parmakları uluyan! asker arkadaşlarının dilinde şiddete aç sloganlar... Amacının öldürmek olduğunu kanıksamış henüz 20 yaşına basmamış vatan emanet edilen! çocuklar... İstiklal Marşı için durdurulan otobüsler... Otobüslerin günahı ne dedirtecek otobüse inen yumruklar... Bu asker gidecek geri gelecek! te nasıl?!!! Giderken ki zihniyeti orda ona neler yaşatacak...Ya da O zihniyet bir başka genç çocuğa neler yaşattıracak... Onlarca hatta yüzlerce kalabalık arasında bir o askere bir diğerine bakarken, sloganlar beni sarsarken beklediğim otobüsün tam 1,5 saat gecikmiş olması beni çıldırttı adeta... Görevlinin cam kenarı diye verdiği bilet bir de koridor çıkınca iyice sinirlerim tepeme çıktı... Klimaların dondurucu soğuğunda ve hafızamda (hafızamda pek birşey barındırmam genelde:)) barındıramam daha doğrusu:)) ama bu asker muhabbeti edebiyete kadar benle olacak eminim)o sloganlar uyku ile uyanıklık arası saatler ile sabaha Kaz Dağları'ndan denizi seyrederek yolculuğumun sonuna vardım... ve dilimde bir sürü slogan... Barış adına ne varsa.... | ||
|
|
||