|
19 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 19:40
hayat gülümsemez herkese ne sokak başında dilenen çocuk bilir gülmeyi ne de gece ayazında bankta uyuyan dilenci ne de içimdeki terk ediliş bilir bu gülümsemeyi. Hani bir Ankara kışında dolmuştan inersin de Ellerin üşür ya kurur yol yol olur Ve gerildiğinde uzanmak için bir şeylere Çatlar ince ince kan olur. Ben de öyle üşüyorum sensizliğimde Öyle çatlıyor kalbim her uzanışında sana Öyle kanıyor içim tıkanan her yolda, sana. Öylesine ince akıyor ki gözyaşlarım yanaklarımdan İstesem de ağlayamıyorum. Ağladığımı göremiyor kimseler ‘gözyaşların hiç içine aktı mı senin ?’ demişti bir zamanlar birileri Anlayamamış, gülüp geçmiştim Şimdilerde birileri bana gülüp geçiyor olmalılar İstesem de içimden dışıma akmayan gözyaşlarımdan. Kaybetmeyi iyi bilirim sanırdım. Hiçbir kayıbın beni yıkmayacağına inanarak adım atardım. Sen oradan baktığında dimdik duruyorumdur mutlaka En güçlü tavrımda sıgaramı içime çekiyor, İstemediğim her şeyi değiştirebileceğim bir kuvvet edasıyla Hızlıca üflüyorumdur dumanını dışarı. Oysa ki, ben o kadar yıkıldım ki, Ellerimin titremelerini saklayamayacağımdan korkarak tutamıyorum başkalarının ellerini. Senden sonra başkalarından kaçıyorum demek değil bu Senden sonra yalnızlığımdan kaçtığım halde, Kimsenin göremediği en ufak hareketlerim en ufak tepkilerim bile Hala senden arınmadığını ruhumun belli ediyor bana… Hayat hiç de gülümsemez herkese Ne sessiz sessiz sevgi dilenen kalbim bilir gülmeyi Ne de sensiz yatağımda uyuyan o beden. Ne de ben bilebilirim gülmeyi arta kalanlarla senden. | ||
|
|
||