|
21 Ağustos 2009, Cuma
saat: 13:58
Üzerimde bir mutsuzluk var. Dün gece Çinli arkadaşlara yemek borcumuzu ödemeye hocanın evine gittik, hey burda mısın fln dediler hep... Hoca yok tabi :) Yaklaşık 130 senelik koskocaman bir ev. Sahipleri akademisyen olunca her yer kitap dolu tabi ama çok dağınık ve bizim 50 yıl önce kullandığımız perde tipleri fln önem vermiyorlar ki böyle şeylere.. Bizde onlar yok perdeler şöyle olsun, mobilyalar böyle olsun.. Bu arada günce biz de onun kadar büyük olmasa da kocaman bir eve taşınacağız yakında. 3 katlı, önünde bahçesi, çiçekleri olan ilçe ile il arasında yol boyunda bir sitede. Geçen ben ülkemdeyken gittik baktık odamı seçtim. :) Hatta babama şakayla karışık bu ev benim olsun mu evlenince kalırım dedim. Verdim gitti dedi. Ama şaka olduğu belli tabi.. Ne yazacaktım neler yazdım. Etrafımdakiler, insanları hayatımdan nasıl da kolay çıkarabildiğime genelde şaşırıyorlar. Ben de şaşırıyordum ta ki nedenini bulana kadar! Eğer karşımdakinde beni kaybetme kaygısı görmüyorsam o an karşımdakinin hayatımda olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Yıllar öncesine döndüm.. Soğuk bir oda. Yanımda.. Kafamı çevirmişim ona trip yapmışım diye küfrediyor.. Ne dedin diyorum. Tekrar aynı şeyi söylüyor.. Son görüşüm oldu o gün. Aşkımdan ölsem de son görüşümdü... Bu olaydan bir kaç yıl sonra.. 6 senenin 4 senesini aynı odada geçirdiğim kişiyi yolda görüyorum ve ayrılırken görüşürüz diyorum. Bakarız diyor. Sonuç aynı. Silindi gitti. Bakıyor mudur hala acaba. :) Tabi ki bu kararları verirken beni bu karara iten faktörler de yok değil. Sevdiğim insanlar için herşeyimi veririm yeter ki beni kaybetmek istemediklerini bileyim. Hayatlarında yerim yoksa da bensiz yolları açık olsun derim. | ||
|
|
||