23 Ağustos 2009, Pazar
saat: 02:54


Hayaller kurabildigimiz zamanlar vardi hani. O gunun sabahinda alinmis -bugün hâlâ üstüne mürekkep dökülmüs gibi göründüklerini iddia edebildigim- ucan balon, bilegimden kurtulup odamin tavanina yükseldiginde baslardi o zamanlar. Uykuya dalma sürem ne kadar yoruldugumdan cok o gün düsünmeye deger ne kadar sey yasadigimla ilgiliydi.

166 masal hattinin 3 masalda bir basa döndügü, masallari ezberledigim, masali okuyan kadinin yüz hatlarini, her kelimeyi söylerken dudaklarinin aldigi sekli gözümde canlandirip aynanin karsisina gecip masal anlattigim zamanlardi.

Frekanslari henüz tutturamadigim zamanlarda bir radyo kanalinda "Cok Yorgunum" diyordu Cem Karaca, annem cok icmis, dizimde yatiyor, arabanin arka koltugundaymisiz; babam, arabayi kullaniyor. Sarki yarida kesiliyor. "Baris Manco´yu kaybettik." diyor sesine hüzün katmaya cabaladigi acikca belli olan kadinin biri, kipkirmizi bir ruj sürdügünü düsünüyorum, sesindeki anlik hüzün kayboluyor geldigi gibi bir anda. Sarkilar devam ediyor kaldigi yerden. Bir Baris Abi sarkisi calmaya bile tenezzul etmiyor kirmizi rujlu kadin.

" Bu adam da gitti." diyor annem, baska kimin gittigini sorgulama geregi duymuyorum.

Ucan balonum kurtuluyor bilegimden, tavana yerlesiyor, sabaha kadar kücülecegini, ipinden yakalayip asagi cekmenin bir anlami kalmayacagini bildigimden yerlestigi yerin hemen altinda ona uzanmami saglayacak bir esyanin var olup olmadigini umursamiyorum.

" Bu adam da gitti." diyorum, baska kimlerin gidecegini hayallerime sokmamaya calisarak.

Annemi bir daha asla o kadar sarhos görmedim. Kirmizi rujumu sürdüm. Masallar anlatmak icin "cok yorgun" oldugumu hissedip giden bir adamin arkasindan ancak o kadar uzulmeye hazirlanip gectim aynanin karsisina.

"Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın"


istanbul
hosting