23 Ağustos 2009, Pazar
saat: 09:39


ne kadar çok konuşmuşum
ne kadar çok şey anlatmışım

o kadar çok konuşan biri değilimdir aslında, yani ya bu da çok konuşuyor dedirtmedim hiç bir zaman. uzun süreli dinlemeleri de sevmiyorum. konuyu değiştirme ustasıyım, aynı konu üzerine de fala düşünemiyorum, beynimde ordan oraya atlayan keçiler gibi dolanıyor çoğu düşüncelerim. birini oturtup konuşamadım düzgünce.

sevmek sevilmek üzerine yapılacak çok bişey de yoktur aslında, ya seversin ya da sevmezsin
ya sevilirsin ya da sevilmezsin. yapacağın tek şey yine seveni sevmek sevmeyini yine sevmek...

yeni bir hayatın içine sürükleniyorum. genel planlarım doğrultusunda devam ediyor ama nicel olarak farklı hissiyatlara boğuyor beni, çark dönüyor ama soldan sağa değil, sağdan sola.

bugün pazar
bi değeri yok
plan yapmaya gerek yok
yapacağın tek birşey varsa o da çalışmak.
bu da güzel, onu da yaparız
bayrama ne kaldı ki burda şunun şurası 26 gün.

dün uğrak cafe de tam 2 buçuk saat oturdum. denize karşı. ilk defa bu kadar uzun mu duruyordum denizin önünde hatırlamıyorum. çok durdum, çok düşündüm, rüzgar çok esti, başımın ağrısı biraz dindi. babam aradı. o aradı. bu aradı.ben aramadım.bilgisayarımın şarjı bitene kadar baktım, baktım, baktımm...

"denize dönmek istiyorum
sularda sönmek istiyorum
gemiler gider ufuklara
gemiler gider
gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder!!!"

2 gündür güzel şeyler yiyerek iftar edeyim diyorum, ki güzel de yiyorum. ama hiçbirinin tadı yok. sıradan bir akşam yemeği, aç bile değilim, döneceğim bir yuva yok, sığınıyorum haydar paşa'ya...buna ramazan demiyorum, buna nefis terbiyesi diyorum, ağzıma bal sürmüyorlar...







gittin, dönülmeyecek yollardan gittin
gelmedin, bulutlar ağlamadı, kuşlar yine eskisi gibi ötüyor, annem yine aynı yemekleri yapıyor, yollar yine soğuk, masa yine tozlu...


ben gözler sevdim
eller sevdim
sabah sevdim
deniz sevdim
balık sevdim
seni sevmedim




ADI: SEVmeDİM

istanbul
hosting