|
24 Ağustos 2009, Pazartesi
saat: 00:24
önümde kutusuna geri dönmüş bir yüzük, her gece koyuyorum önüme. ''anlat'' diyorum... ''gitmeden önce,son kez,anlat.en baştan...'' anlamıyor beni. ben onu anlamıyorum. artık onu istemiyorum. istiyorum,ama istemiyorum isteyemiyorum... kutusuna geri döndüğünden beri kızgın bana. küskün küskün bakıyor sabaha kadar. zamanla gözlerim yaşarıyor, yumuşar gibi oluyor ve sonralarını hiç hatırlayamıyorum ayılana dek, bir kısım hep eksik kalıyor. ayık olmamaya özen gösteriyorum. bu konuda dahi titizim biliyorum. böylece sanki başka bir düzlemde akıyor zaman. başka bir evrende... içinde acı taşımayan. kutulara dönen yüzükleri hatta yüzükleri ve gerekleri olmayan... binlerce geceden sadece bir tanesi sürekli geri döndüğüm. ada da bir gece. o zaman da dolunay vardı. dolunayın vahşiliğiydi bize geleceğe kafa tutma cesaretini gösteren belki farketmemiştik ama artık biliyoruz... değişmedim görüyorsun. yapamıyorum. yapamadım. taşıyamadım. kağıttan kuşların duruyor evimde renk renk. biliyorum en çok mor olanı seviyorsun hala. kahve fincanını kaldırmadım henüz. kaldıramadım... kitaplarını ve play stationınını geri vereli günler oldu. bilirim yapamazsın onlarsız... hem bensiz hem onlarsız ağır gelecekti... tablomuzu indirdim yatak odasındaki baş ucumdan. göremiyorsun beni bu yüzden artık biliyorum... elbiselerin dolabında hala kokun gelecek diye ödüm kopuyor kapağına bile yaklaşamıyorum... fısıldıyor bazen,en sevdiğin kazağın. kapatıyorum kulaklarımı. duyuyorum duymuyorum... nefret ettiğin o biblolar rafımda duruyor yine. oysa onlardan ben de nefret ediyordum. sana verdiğim tüm yaşamım ellerimde yeniden. ''taşıyamazsın'' derken ne demek istediğini şimdi anlıyorum. ''herşeye alışıyor insan'' diyorlar ayrılığa alışılmaz,hala bilmiyorla... bilerek ve isteyerek atsam da adımlarımı...ayrılığa alışılmaz babamı abimi dostumu düşmanımı çocuğumu sevdiğimi elinden elime yüzüğü geçen en yakın arkadaşımı,kaybediyorum. hepsiydin. hepsiyle birlikte toplu duruyor valizin... seviyorum seni hala çok. bu yüzden gidiyorum... anlamayacaksın asla,biliyorum. ama affedemiyorum ne seni ne kendimi... bekliyorsun sessizce. sessizliğime karşı. oysa sessizliğimin altında kaybettim artık kendimi.kontrolümü hedeflerimi hayallerimi geleceğimizi herşeyi ama herşeyi en yakın arkadaşımla, seninle birlikte... kaybettim. o son ''hoşçakal''dı, yüzüğün kutusu kapanacak az sonra. onu bir daha görmeyeceğim. sen gördüğünde ise birbirimizi bir daha görmeyeceğiz biliyorum. mucizeydik biz. sana hediye ettiğim bunca sihirle elbet bir insanı daha çevireceksin periye... başka bir masalın bir başka perisi... alışamayacağız. asla... bir şey gelmiyor elimden... kutu kapandı sevgilim. ve yine dolunay. hoşçakal... | ||
|
|
||