|
24 Ağustos 2009, Pazartesi
saat: 21:48
Hic takilmaz gözlerim vitrinlere. Alisverisi de sevmem pek. Bir seye ihtiyacim oldugunda kendiliginden karsima cikar, "yardimci olmak" isteyen calisanlardan kacarcasina alir cikarim. Ancak antikaci dükkanlarinda, sahaflarda saatlerce gezinebilmek bana göre. Buralarda ancak ben istersem yardimci olmaya calisiyorlar. Bir sey gözüme hos göründügünde, ilgimi cektiginde ya da uzun zamandir aradigim bir parcayi nihayet buldugumda o dükkanda durdugundan daha iyi durabilecegi bir yer dusunurum odamda. Ilk kez bir kuyumcu vitrininin önünden gecerken gözüme bir kolye carpti, dayanamadim, tarttirdim, fiyatini ögrendim. 4 Türkce plak parasiydi, vazgectim. Bir kiz vardi, ne zamandir sevdigimi belli etmeyi ihmal ettigim, gerginligimi en cok yansittigim, sevincimi bu siralar hic paylasamadigim, canimin diger yarisi, ablam... Avcuma birakti bu aksam o kolyeyi. Dünyada esi bulunmayacak bütün plaklardan degerliydi. Sarildim simsiki. Ne olursa olsun bizi birbirimize baglayan bir seyler vardi. Kandan öte, dostluktan baska bir sey... Unuttugum, ihmal ettigim bütün degerleri hatirlamak icin cikarmayacagim kolyeyi boynumdan, birgün düserse, kaybim bir kolye ucuyla bir zincirden fazla olmasin diye... | ||
|
|
||