|
25 Ağustos 2009, Salı
saat: 06:51
Günde 1-2 saat uyku ya da onu uymadan görülen kabuslarım... Günler birbirine girdi. Her sabah pazar günü gibi cumartesi gecesi yalnız ve ruhsuzca dağıtmış gibi öğleni pazar gibi boş bir baş ağrısı bu aralar kalbimle düşünüyorsam o zaman bir kalp sızı demem gerek... Kendime olan bu öfkem bitmek bilmeyen tembellik ile süslenmiş. Bir zamanların tanrının lütfu olmaktan yoruldum galiba insanlar için karşılıksız yaptığım iyilikler, hayal dünyam, yaratıcılığı, iş tutkum bitmek bilmeyen inatçılığım...vb bu dünyada olmaktan yoruldum... Poker masasından kalkmak için oyunun sonu beklemek gibi masada bir kere konstre gidince kazanacağını bilip oyunun bitmesini beklemek... saçma bir centilmenlik diğerlerinin umutlarının olmasından masada zaman kaybetmek... Kendimden nefret ediyorum... Onun bana yaptığı hatalardan değil benim kendime yaptıklarım şimdi daha büyük hatalar farkındayım.... akşamüstü kendimi sadece boxer ile yatapın üzerinde cenin şeklinde saçma bir şarkıya gözlerim dolarken buldum... İki dk önce 8 bölüm sıkı bir komedi dizisine kahkaha atan insan olarak anlık iniş çıkışlarım beni yoruyor... Seninleyken hayatımda çok ilk oldu ve bir sürü kendini tekrarlayan şeyler... Ama şimdi sabah ayazında baltalimanında bir bankta denizin üzerinde martı sesleri... Karbonatlı bir ihtiyar balıkçı çayı ile oturmak isterdim... Bİrlikte üşümek ne güzel boğazın kenarında bir bankta ama nankör olmayacağım ne geceler başbaşa kaldığımızda üşüdük beraber farketmeden... Teninin soğukluğundan ruhum grip oldu... Ve bu gribe neannemin tavuk suyuna şehriyeli bol limonlu çorbası, ne de her gördüğümüz büfeden içtiğimiz portakal suları iyi gelmiyor... Bu sensizlik bedenimde vereme dönüyor... Yavaş yavaş ruhumm ölüyor... Keşke geri dönsen ama sen geri dönmeyeceksin buna yasalar izin vermiyor... Ötenazi isteyenleri iyi anladım.(mar adentro) Belki bir kadın gelir beni anlar ve bedenini ruhumla zehirler... Geleceğe dair merak ettiğim yaptıklarından sonra ne yüzle bakacaksın gözlerimin içine bir yerde bir an karşılaştığımızda... Ruhum cam bir oda içindeydi... Ve senin karanlığın sırrı oldu aynamın... Odanın dışında ki karanlıkla kendimle yüzleştim... İnsanların özelliği aynanın karşısına geçince yalnızken bir an gelir kendine çok güvenerek gizlice bakışlar atar... Ben ne zaman kaybettim. o duvarda pardon o ayna da saçıma başıma değil özlediğim çocukluğumdan kalan gülüşe baktığımda senin çoçukluğunun karanlık sırları döküldü... Aynanın sırrı döküldükçe kendimi göremedim sende... En son sen camın arkasında ki kaşıkçı elması kadar değerli kaldın sana uzandıkça camda parmak izlerim kaldı... Annem hafta sonu gündelikçi çağırıcak evde kış temizliği var belki odamın camınıda silerler... ne pak bir umut... | ||
|
|
||