25 Ağustos 2009, Salı
saat: 12:19


Birkaç gündür çeşitli şekillerde oluyor bu.

Dün günlüğümü okudum, öss dönemi, E. ile beraberim, mutsuzum, toparlamaya çalışıyorum, bir yandan da K. ile ilgili kafam karışık. Hatırlamadığım olaylar varmış, onları hatırladım. Ama daha komiği, günlüğe yazdıklarım bazen çok güzel şeyler. Bazen duygusuz, ama bazen bir garip. Tamam, baya mutsuzdum o dönem, ama güzel geçirdiğim zamanlar da olmuş, ilginç oldu bunu görmek.

Ama işte birkaç gündür çeşitli şekillerde olan, ve "sevgililik müessesesine" bir buçuk yıldır ilk kez bu kadar özenerek (özleyerek değil ama) bakmamı sağlayan şeyler. Yani, nedense artık aşık olmam, kaptırmam çok zor gibi gözüküyor bana, ama bir yandan da, klasik romantik komedi senaryosu olarak, birinin cart diye hayatıma girmesini de istemiyor değilim.

Mesajları okudum, E.nin, K.ın o zamanlar yolladıklarını kaydetmişim. K.nınkilerde bir şey yok, ama E.ninkileri okudukça hem bir daha kimsenin beni öyle sevmeyeceğini, hem de bir daha benim de bu kadar kaptırmayacağımı gördüm. Meh. İyi mi kötü mü bilmiyorum.

Bugün de Juno adlı filmde oldu aynı şey. Özendim. Her benzer sahnede oluyor. ÇEvresindekilerin mutluluğuyla mutlu olan, ama kendisi yalnız evde kalmış kadınlar vardır ya, onlar gibi bir hissiyat. Tuhaf.




istanbul
hosting