26 Ağustos 2009, Çarşamba
saat: 00:28


gece
soğuk karanlık
adım seslerimi yutan gece
her daim serin ,
ki bu serinlik
var olmamış en karanlık okyanus kadar derin
gece,
yoğun dingin
gece dengesiz, eşsiz
ellerim sokak lambalarında çatlak yol yol
kuru, susuz
dudaklarımda üç beş kelime
ne zaman açsam ağzımı geceye kaçıyor ruhum
ne zaman aralasam dudaklarımı
içime giriyor ruhun.
ben kaçtıkça kovalar gibi adım seslerim
arnavut kaldırımlarda yankılanan sessizliğimden kaçar gibiyim.
gece,
büyük kocaman upuzun
gece yutan bir karadelik gibi umarsız
gece sokak lambalarında yürüyem gölgem
o kadar ruhsuz o kadar siyah o kadar ince
hiç bilmem ilmekleri hiç düşündün mü
ben düşünürüm.
önce gölgemi asarım yalnızlığımdan
sonra kendimi her gece
ama ölemem.
ruhum acır,
gölgem 3.sayfalara konu olur her gece.


gece,
hep daim sonsuz
sensiz her sabah doğmayan güneşlere aç
gündüzü yutar gece
kan, acı, çığlık dolu
çöp kokar ruhum
çürümüşlükten.
sensizlikten.
seni sensiz yaşamaktan her gece.

ve sen.
yok bitik hiç
bilinmeyen görülmemiş bir kemirgen gibi
bitik beynimi kemiren
ve tanımlanmamış bir yarasa gibi
her gece ruhumu emen.

istanbul
hosting