27 Ağustos 2009, Perşembe
saat: 19:45


barbar ve şehla / 1

'hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında
şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin'

rivayetdi ve zaman sakin
bir su gibi hareleniyordu
senin için orman uğultuları
uzun kış geceleri getirdim
artık okunmayan masallardan

bildim ama bilemeyip düştüm
yollara ıslığımdaki gül kokusuyla
çünkü gül mağrur bir yalnızlık
yahut dalgın bir keder olarak
yakışırdı senin şehla sesine

'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'

anka'nın beni bıraktığı yerde
barbarlara rastladım, en çok
seni andırıyordu incelikleri
seni ve senin şehla duruşunu
rüzgar doldurdular ceplerime

oysa ben yılanların deri değiştirdiği
bir çöl arıyordum kendi çölümde
gövdemin çağına ulaşmak'çin
matematik ve şiir çalışıyordum
tarihse barbarlık öncesi devirlerdi

'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'

dağlarımda yangın ovalarımda
tûfan hikayeleri anlatılırken
masaldan masala, efsaneden
efsaneye sığınıyordum ve ben
sıfırı öğreniyordum aztekler'den

şiirse şehla sesine benziyordu
yani yalan yani kara bir zulüm
inceliğin barbar duruşu belki
vak'anüvis edasıyla geziniyor
yenildiğim tüm alanlarda şimdi

'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'

bir kez daha uğradığımız
cinayet yerine benziyor
unutmak istediğimiz ne varsa
meğer ne çok biriktirmişim
unutmam gereken şeyleri

duruşunu, şehlasesini mesela
yatağımda kalan sıcaklığını
yastıkta başının bıraktığı çukuru
en çok da bir yolculuğa çıkarken
dönüp dönüp sarılışını

'zaman bir su gibi hareleniyor yine
rivayetdi ne zaman sahi oldu"

istanbul
hosting