29 Ağustos 2009, Cumartesi
saat: 15:35


kafasına ütüyle vurulmuş tavşan gibiyim sabahtan beri. Kalkıp duş alıp 1.Büyük geleneksel ramazanda içtik etkinliğinden sıyrılmaya çalışsam da;hala okuduğumu okumuyor,dokunduğumu etkilemiyor bir halet-i ruhiyyenin çelikten kollarındayım. bir halet-i ruhiyenin kolu bacağı varsa zaten olay toptan kopmuştur, gidip şöyle ayak başparmaklarımızı rüzgarın yaladığı, yeşil mi yeşil bir köşecikte uyumak zamanıdır. uyumak dedim de evden çıkarken duvarın köşesinde tadilat artığı molozların üzerinde sereserpe yayılmış kedi geldi aklıma.en güzel özelliği bu işte felidaenin. her ortamda - en boktan mekanlarda dahil-ferah fahur uyuyabiliyorlar. dünya yansa ruhum duymaz halleri pek bir latif, kışkırtıcı,asi...benim eleman tatile gidecek,derin bir terkedilmişlik duygusu hafiften basmaya başladı bile.dün merdivenlere oturup denize bakmak güzeldi,istoş her zamanki gibi gidinin cadısı böyle çıtank diye çok şükür yaşıyorum halleri.abinin biri deli içmiş kederlenmiş ne dediği anlaşılmıyor. diğeri ondan da beter.iki dakika yalnız bırakıldığında o bir fili bile öldürebilecek bakışlarıyla takıldığı birileri varsa yan masada onları kesiyor.içince çok komik,sarsak,şaşkın bir hali var.çok içen birinin aslında tolerasyonunun daha yüksek olması gerekir,ama nedense bunu vuruyor.gitmek istiyorum o kedi gibi uyuyabileceğim bir yer varsa, cehennemim dibi bile olsa gitmek istiyorum.

istanbul
hosting