|
01 Eylül 2009, Salı
saat: 11:38
dünün adı anlamaktı... eylülün ilk yağmuru iki dost yüreklerimizdeki acıyı teğiş tokuş ederken üzerimize yağdı... kelimeler; duyguları ve derinlerdeki acıları anlatırken ne kadar da eksik kaldı... barışmak... zalimin mazlumla, mazlumun zalimle barışması... doğduk oysa... haberimiz yoktu yüreğimize doğmadan işlenen acıdan... oysa acılarımıza benzedik... bizler yaşadıklarımıza benzedik... dünün adı anlamaktı... acılarımız bizi nereye sürerse sürsün, sürgünde anlamak... ayrı düştüğümüz yerde anlamaktı... isimler... biriktirdiğimiz isimlerdi hayat... ayrı düştüğümüz isimlerdi yürekteki sevmelerimiz... bu topraklarda sevmek çünkü, tam da böyle birşeydi... sustuğumuz yerde anlamak... gözlerin birbirinden kaçtığı yerde... sen zulmetmişsin gibi bir suçlulukla... suçluluğuna sustuğun yerde anlamak... şimdi Elgajiye çalıyor... yüreğime ağırlıklar kalıyor... bunca yalnızlık içinde anlayanı kaybedişe ağlamak... bunca kayıptan sonra 'kaybediş'e ağlamak... gitmeleri anlamak... | ||
|
|
||