|
02 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 14:37
tosuncuk yuvarlanarak gecti çalılarla dolu yoldan bir hışımla. sonra büyüdüm sandı, adam oldum sandı. şiştikçe şişti, atmosfer kadar oldu. oradan kendine bakamazdı, o büyüklükte bir ayna yoktu. oysa o küçücüktü minicikti. kendini bir şey sanarak yaşıyordu. Alaşağı edesim vardı kendisini, bir el ense çekip şöyle devireceksin bir an, sonra ayağını suratına dayayıp eze eze anlatıcaksın aslında ne kadar sacmaladıgını. buzullar eriyor, dünya sular altında kalıyordu, oysa herseyi aynı sanıyoruz biz. aynı güne uyanıyoruz sanki. tabakadaki delik giderek büyüyor, daha cok zarar görüyoruz güneş ışınlarından. ama yine sereserpe güney kumsallarındayız. nasıl? "aman kardeşim ben suya sabuna dokunmam, etliye sütlüye karışmam" -sence de yapmamız gereken bir şey yok mu -aman dünyayı mı kurtaracagız -neden olmasın -bence hormonlarınla alakalı bu -?? -üreme hormonların biyolojik saatin deli gibi işliyor, hayvani bir şekilde çoğalmak istiorsun -^^xx!!! -bu nedenle artık yaşadığımız dünyayı takar oldun. bu ortamda nasıl ürünlerimi yetiştiririm kaygısındasın -&%^! -lafım bitmedi. bence sen bu adamla evlenmek istiyorsun. -yetti ama buluttan nem kapıyorlar. buzulların erimesiyle benim ürememi birleştiriyorlar. onlar yanlış biliyor azizim. | ||
|
|
||