|
02 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 15:43
küçük burjuvalar için sosyoloji; angara seyahatinden notlar... iki sosyolog yanyana gelince napar; tabi ki gözlem. dalar halkın arasına, bakar ne var ne yok; memlekette ne oluyor ne bitiyor. bunun küçük burjuva versiyonu -tümüyle benim yakıştırmamdır, akademik anlamda kabul görmüşlüğü yoktur- bir şehirde deli danalar gibi dolaşıp mekan analizleri türetmek olabilir. 2 günde angaranın ayak basılmadık yerini bırakmadığımızı buradan siz sevgili günce kullanıcılarıyla paylaşmıştım. bunlar gayet normal, peki neden küçük burjuva diyorum kendime?! şöyle ki; şehri gezmek için en ekonomik -maddi, zamansal ve kullanımsal parametrelere göre- ulaşım yollarını değil de en işine gelen ulaşım yollarını kullanmaktan. para yola gitti anasını satayım. ben konuk sosyolog olduğum ve daha önce de çok kez gitmeme karşın angarayı iyi bilmediğim için 2 yıldır orada yaşayan arkadaşımın insafına bırakmıştım kendimi. kendisi gız olduğu ve hava gerçekten çok sıcak ve güneş yakıcı ve dudak kurutucu olduğu için yürümek en kısa mesafelerde gerçekleşti zaten. minibüsün ve taksinin gitmeyeceği kadar kısa... allahtan birkaç kez metroya ve bir kez de başka şansımız olmadığını anlayıp otobüse bindik de fildişi kulelerde yaşamadığımı anımsadım. odtü'de kahvaltı etme girişimimiz kapıdaki güvenlik görevlilerince baltalanınca onca beklememize karşın minibüs geçmediği için otostop yapmayı ne kadar üsteleyerek önersem de kabul etmeyen gız sosyolog arkadaşımın isteği üzerine oradan da taksi tuttuk. bizim sınıfın gızları sosyetik sosyolog yakıştırmamı hak ediyorlar işte. arkasından çekiştirmiş oldum biraz ama allah için çok güzel ağırladı beni. ne de olsa aynı dili konuşabiliyoruz. ben konuşurum, ayrı; kimseye tek laf ettirmem. sevgi&saygı | ||
|
|
||