02 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 20:18


Bana bakıyor. 'tanıyorum ama nerden? çıkarcam dur' bakışı bu. Ben de yaparım bazen. Garipsemeyip kahvemi söylüyorum.

"merhaba naber?" diyor, gürültüden dolayı "seni tanıyorum, nerden?" gibi saçma salak bir şey anlıyorum. Verdiğim cevap "bilmem" oluyor haliyle. Şaşırıyor ve hayatım boyunca cevap vermeyi beceremediğim o 3 kilit sorudan ikincisini soruyor: "ne tür müzik dinlersin?"

Hiç çalışmadığım yerden geliyor soru. O an üstüme üstüme geliyor arkada çalan müzik. Ne çalıyor? Jazz. CAZ değil bak, jazz,. with two Z. Peki ben ne diyorum? cnbc-e izliyorum caz dinliyorum demiyorum tabii ki. Onu dinlerim, bunu dinlerim. İsim sayarım. Aslında o saydıklarımı da dinlemem ki ben. Onların hoşuma giden.. Of bak yazarken terledim yeminlen. Şimdi çok spesifik olmak gerekirken benden san'atçı bile değil, tür istiyorsun. Müzik türü. 'Tür' empirik sınıflandırma olayının en üst aşaması. Ne diim ben sana?! Of kıvrandım orda kıvrandım.

Sormadığım soruya cevap veriyor tanımadığım ve tanımak da istemediğim ve anlaşılan o ki beni de tanımayan yabancı:

"Aaar metalciyim. Ama söylediğin isimlere de aşinayım yani. Eniştemin kasetleri.." anlattı bir şeyler bu kısımda. "Dorock'a takılıyorm. Orayı biliyor musun? Hep giderim. Deşarz olurum.." bu noktadan sonra ses fade out olur.

Demek ki benim uzun saçlı sakallı küpeli halim hala "ağır metalci genç" olarak algılanıyor bu camiada.

Gidin deşarz olun. Ben de şu 3 soruya çalışayım.




istanbul
hosting