02 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 22:59


yerin bir kat altında, işaret parmağım boğazımın dibine kadar gömülmüş haldeyken bile, birkaç saat önceki konuşmaları, nasıl farklı olabileceğini, neleri farklı söyleyebileceğimi düşünüyordum. kapıdan çıktığım andan itibaren yegane hissim, az önce olanların benim üzerimden gerçekleştirilmiş bir rövanş olduğuydu. "işte sizden çıkanlar bu kadar boktan oluyor" manasında. kendilerince birilerini ayaklarının altında ezip götlerini kaldırdılar, ama kimsenin kimseden haberi yok. tabi iki gün sonra gelecek haberlere göre dilimin ucuna gelen her küfrü gerisin geri yutabilirim.

dün bir taksiciye denk geldim. iki yıl sonra bir daha karşılaşacağımızdan emin kendisi. hiçbir yere gitmeyecekmişim. kendisiyle bir daha karşılaştığımda onun beni hatırlamayacağını, ama benim onu gayet iyi hatırlayacağımı ve lütfen ama lütfen daha önce konuştuklarımızı kendisine hatırlatmamı istedi. çünkü meslekte geçen on yedi yılın sonunda öğrendiği birşey varsa, o da iyi bir taksicinin iyi de bir psikolog olduğuymuş. ne kadar iyi olduğunu göstermek için bir sürü hikaye anlattı. aslında beni çözecekti. ama hikayeleri anlatmaya başladıktan sonra onlardan bahsetmeye ilk başta neden karar verdiğini unutup beni çözmedi. yine de tam taksisinden inecekken iki yıl sonra karşılaşacağımızdan emin olduğunu hatırlattı, o kadar.

şimdi zeynep hemen yanımda yerde, yastıkların üzerine uzanmış uyuyor. çünkü gecenin bir yarısı evden çıkmamız gerekiyor ve ikimiz de "biraz uyuyalım, sonra istediğimiz saatte uyanırız" konusunda başarılı insanlar değiliz. birazdan uyandıracağım. belki o zaman da ben biraz uyurum. önce bavulumu toplamam lazım. ama bu yeni evin güzel bir köşesi var. yayılınca kalkmak mümkün değil. bu köşe zeynep'in aslında. ama bugünün şerefine bana verdi. ben de kalkamıyorum evet. fırfırlı pijamalarımı bile giymişim, ihtiyacım olan herşey elimin altında.

neyse. bu sefer gerçekten bitti.

istanbul
hosting