03 Eylül 2009, Perşembe
saat: 15:42


Oyuyorlar, dirhem dirhem durmadan işleyerek ince ince, kanaviçe işler gibi, bir teyzenin elindeki iğneyi kumaşa batırdığı her bir delik kadar azimle...oyuyorlar... en az bir maden işçisi kadar ince çalışıyorlar ve dikkatli ve sıkılmadan gücenmeden zorlanmadan isteyerek ve bile bile yapıyorlar bunu , canını acıtıyorlar canları acımıyor , insan desem insan değil ...benim de canım acıyor bağırıyorum karanlıkta yeter artık yeter , bilse de bilmese de kimse umrumda değil diyorum yeter ki acılarım dinsin yeter ki yaşadıklarımı unutayım ...
noktalama işaretlerinin hepsine bir 3 nokta da ben ekliyorum... söz tükeniyor , neden yaptınız yıktınız, kırdınız , dağladınız, tükettiniz onu, neden?
umutları vardı onun hayata dair tükenmeyen gayeleri...hayatla alıp veremediği vardı savaştı ki bunlar ona koymadı bile ...yine de başı öylesine dik omuzları öylesine delikanlı ve öylesine genişti ki bir orduya göğüs gerecek kadar, o herkesi sevdi o insanları severdi , ölüm , varsın olsun dedi bu uğurda ne koyardı ki...tek bir dileği vardı, geleceğe adını yazdırmak , hem de ne yazdırmak...
Unutmam , unutan insanmıdır ki? unutan nasıl yaşar ki ,o bedenleri diri diri yakarken nasıl ben insanım diyebilir ki?
Sadece yakan değil, izleyen susan , unutan da en az onlar kadar midesizdi...nasıl kıydınız, tüylerim ürperiyor her izlediğimde, her haykırışları her bakışları her susuşları içimi yakıyor...
Ve en acısı ...yananların anası babası eşi dostu da onlarla yanarken,kül olurken yakanların yetiştirdikleri de yakmaya devam ediyorlar tıpkı bir miras gibi, bir taht kavgası gibi...

istanbul
hosting