|
04 Eylül 2009, Cuma
saat: 09:58
kaşıntılı günler. çocuklar için adalet çağırıcıları. tvden gelen uzak sesler. yeni iş arkadaşı. garip iş arkadaşları. haftanın 1 gününde daha çalışmayacağına inseynli sevinmek. oysa bırak o işi? rüyamda birinin cep telefonundan konuşuyordum. komikti yer yer. yanımda memet diye bir eleman. bana yardım ediyor. otobüse biniyoruz. birbirimizi kaybediyoruz. memet diyorum, biri bakıyor. o değil. memet diye daha yüksek sesle. gene alakasız. "büyücünün sevgilisi memet!" bütün otobüs gülüyor. şoför de dahil. sonra iniyorum memeti görüyorum. git bin otobüse herkes "nerde bu memet diyordu" diyorum gülerek. cidden otobüsteki herkes gülerek el sallıyor memete. saçma sapan. ha sonra, ayakkabılarımı kaybediyorum. ve alabilmek için bir havuza atlıyorum ama çark deresinin suyuymuş o. çıkınca memete "ördek boku yuttum zaten!" diyorum. gerçekten diyorum bunu. sonra manitayla araşıyoruz telefonda. bozukmuşuz, limoniymişiz. taksime gideceğiz. aslında bütün dert o. ayakkabılarımı bulabilsem hemen taksim otobüsüne atlayacağım ama nerdeee. bi türlü yetişmiyor. manita arıyor "biletleri aldım. saat üçteki seansa." diyor. sinema bileti. e tamam. sonra 20-30 tane boşnak kız giriyor ortama. üç beş de erkek var aralarında. bu memetin tayfa bunlar. kızlarla baya bi muhabbet. telefonlarımızı alıp veriyoruz. benim gibi rahatlar, sıcaklar. hemen muhabbete balıklama dalıyorlar. sonra memet yanımda. bir caminin avlusundayız. memet yerde yanımda. kaza geçirmiş. alalaa. manita memetin cebinden arıyor beni! anlatmaya çalışıyorum. bak memet kaza geçirdi. taksim ilk yardıma gidelim. e iyi. manita biletlerle ilgili, seansın saatiyle ilgili bir şeyler söylüyor yine. gidiyorum nihayet taksime. yanımda bir çarşafa sarılmış memet var. bunun hastaneye götürülmesi lazım diyorum. sen götür, ben de o arada memetin tayfaya ulaşmaya çalışayım. hızlı hızlı ilerliyorum. o anda biri arıyor. bir erkek. aşkım diye açıyor telefonu. memet adına utanıyorum. tüh, çocuk geymiş saklıyordu şimdi sıkıntı olacak diyorum. ben giriyorum lafa. baygın erkek sesi duymuyor. yüksek sesle anlatıyorum: memet şu an rahatsız. yine sevgilisiyle konuşur gibi baygın baygın "ha ben sonra ararım" diyor. "bakın" diyorum. "anlamıyorsunuz. memet kaza geçirdi. durumu ciddi!" o anda birden paniğe kapılıyor geliyorum meliyorum deyip beni gene duymuyor. sonra enseme bir şaplak yiyorum. arkamdan manita koşmuş elinde çarşaf, çarşafın içinde ceset gibi duran memet. "bunu kim götürcek, ne benim yanımda bırakıyon!" diyor. ha sen.. felan diye geveliyorum. peki ben götürürüm diyende. sonra onu aveadan arıyorlar. sıkılıyor. "işe çağırıyorlar. sinema yattı" diyor. ama "beğendin mi yaptığını" gibisinden konuşuyor. çünkü memetle uğraştık. çünkü ayakkabılarımı bir türlü bulamadım. çünkü o çünkü bu. hepsi benim yüzümdendi. "ama biletler?" diyorum. bir şey demeden yüzünü buruşturup gidiyor. "parasını da verdiydik" diyorum arkasından. bölüm sorusu: memet kim lan? bölüm cevabı: ne biliyim olum. memet işte. rüya memeti. | ||
|
|
||