|
05 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 17:18
işe yaramazlığın sonu geldi ama burada bir basitlik var. yıllarca çalışıp didindikten sonra iki, üç velete bir şeyler öğreterek işe yarayacakmışım meğer ki... ne acı ve ne kadar aydınlatıcı... hayat dediğimiz şeyin nasıl basit olduğunu gösterir gibi... neden örtmen olduğumu soran bir öğrencinin gözlerine sorularla dolu bakışlar savurdum. şöyle yavan ve eğlencelik bir yanıt verdim kendisine: "türkçeyi eğlenceli ve anlaşılır kılacak bir örtmen olup olmadığını anlamak için okudum yıllarca ve üniversitede de bulamayınca bir de baktım kendim örtmen olmuşum. ben de kendim yaparım dedim ve işte buradayız." bir hocam "örtmenliğin yarısı bilim, yarısı filmdir." demişti. bende pek bir bilim olmadığını anladım ama film kısmında fena değilim sanırım çünkü henüz benden şikayet eden öğrenci çıkmadı. tabii bunda öğrencilerin küçük olmasının da payı var. hemen duygusal bağ kurup bağlanıveriyorlar. keşke her yaşta aynısını yapabilse insan... hayatın basitliğine bir örnek daha... kendimi işimle tanımladığıma şahit oluyorum. başka bir şey de bulamıyorum üstelik... yaşamın altında anlam aramanın anlamı yok. sadece yaşamak işte... zaten kimse ötesini vaddetmemişti... | ||
|
|
||